Zaman, önüne katılan her şeyi usulca eriten, geride sadece solgun gölgeler bırakan muazzam bir öğütücü. Bize her an baki kalacakmış gibi gelen dertler, sevinçler ve hatta insan yüzleri, onun acımasız akışında birer birer silinip gidiyor.
Zaman, önüne katılan her şeyi usulca eriten, geride sadece solgun gölgeler bırakan muazzam bir öğütücü. Bize her an baki kalacakmış gibi gelen dertler, sevinçler ve hatta insan yüzleri, onun acımasız akışında birer birer silinip gidiyor. "Zaman herkesi siler" derken aslında evrenin en çıplak doğrusunu fısıldarız birbirimize. Bizler bu akıntıda sürüklenirken, elimizde kalan yegane sığınak ise nesnelere, anlara ve insanlara yüklediğimiz o amansız "kıymet" duygusudur.
Ancak insanın kıymet algısı da en az zaman kadar tuhaf ve paradoksal bir teraziye sahip. Bu terazinin kefelerini dengeleyen şey, çoğunlukla o şeyin hayatımızdaki ilk kırılma anı ya da nihai sonudur.
### Eşiklerin Ardındaki Hakikat
Halk irfanının süzgecinden geçerek günümüze ulaşan o keskin sözü hatırlar mısınız?
> "Ölü öldüğü gün, gelin geldiği gün kıymetlidir."
İlk bakışta sert, hatta fazlasıyla dünyevi görünen bu tespit, aslında insan psikolojisinin ve toplumsal bağların görünmez ağlarını o kadar berrak açıklar ki…
Bir insanın hayatımızdaki yeri, en çok onunla kurduğumuz bağların koptuğu ya da yepyeni bir boyuta evrildiği o "ilk gün" netleşir. Bir yakının vefatı, hayatın telaşından sıyrılıp onun yokluğuyla yüzleştiğimiz o ilk gün en derin acıyı ve değeri doğurur. Çünkü gidenin boşluğu henüz sıcaktır, onunla aramızdaki o görünmez anlam bağları en gergin halindedir. Zaman geçtikçe, o keskin acı silinir, yerini hayatın monoton ritmine bırakır.
Benzer şekilde, bir gelinin bir haneye adım attığı o ilk gün, tüm gözlerin, umutların ve yeni bir aidiyetin sembolüdür. O gün, iki farklı dünyanın birbirine bağlandığı, geçmişle geleceğin düğümlendiği o büyüleyici andır. Kıymet, o eşiğin atlandığı an zirveye ulaşır; çünkü insan zihni başlangıçları ve sonları kutsamaya eğilimlidir.
### Satır Aralarını Okumak
Hayatı sadece düz bir metin gibi dümdüz okuyamayız. Toplumsal hafızanın ve insan ilişkilerinin satır aralarında, kelimelerin arkasına saklanmış gizli anlamlar yatar. Bir insanın değerini anlamak için, onun hayat hikayesindeki o gizli ipuçlarını, görünmeyen duygusal yatırımları takip etmek gerekir.
Zaman her şeyi silmeye programlıyken, bizler hafızamızın kuytu köşelerinde bu bağları canlı tutmaya çalışırız. Bir faniyi unutturmayan şey, zamanın silemediği o derin anlam haritasıdır. Birbirimize görünmez, kopmaz ama esnek bağlarla bağlıyızdır; tıpkı bir yazının arkasında yatan gizli niyetler gibi.
### Sonuç: Zamanı Kıymetli Kılmak
Mademki zaman herkesi ve her şeyi eninde sonunda silecek; o halde bize düşen, o "ilk günlerin" ve "son anların" büyüsünü hayatın sıradan günlerine de yayabilmektir. Değer vermek için bir ayrılığa ya da şaşaalı bir başlangıca ihtiyacımız olmamalı.
İlişkilerimizin satır aralarını dikkatle okumalı, bizi birbirimize bağlayan o hassas ve sessiz bağların farkına varmalıyız. Yoksa zamanın o büyük silgisi, geride tutunacak hiçbir şey bırakmayacaktır.