Eskişehir Ticaret Borsası’nda seçim yaklaştıkça Ömer Zeydan’ın sözleri de daha fazla tartışılıyor.

13 yıldır başkanlık yapan bir ismin, rakibinin neden aday olduğunu sorgulamak yerine önce kendi döneminin hesabını ortaya koyması gerekmez mi?

“Para çok olunca başkan adayı da çok oluyor” demek kolay.

Ama adaylık para meselesi değil, üye iradesidir.

Borsa da kimsenin özel mülkü değildir.

“Üçüncü evladım” denilen kurumun sahibi başkan değil, üyeleridir.

Üstelik Zeydan’ın anlattığı gibi Borsa’nın mali yapısı bu kadar büyüdüyse, asıl konuşulması gereken rakamın kendisi değil, o büyüklüğün üyeye ne kazandırdığıdır.

13 yılın sonunda soru basit:

Üyenin hayatı ne kadar değişti?

Şimdi karşısında Ahmet Oğuz var.

Oğuzlar Yem’in üçüncü kuşak temsilcisi olan Ahmet Oğuz, “yeni dönem” söylemiyle sahaya çıktı. Üstelik adaylığını açıklarken üyelerden ve sektör temsilcilerinden güçlü teveccüh gördüğünü açıkça dile getirdi. Ardından 15 başlıklı proje programını ortaya koydu.

Bu nedenle artık mesele yalnızca iki isim arasındaki yarış değil.

Bir tarafta 13 yıllık yönetimin birikimi ve hesabı var.

Diğer tarafta sahadan geldiğini söyleyen, değişim ve yeni dönem mesajı veren Ahmet Oğuz var.

Ömer Zeydan’ın önündeki en büyük sınav da burada.

Rakibini küçümsemek değil, 13 yılın neden devam etmesi gerektiğini anlatmak.

Ahmet Oğuz’un sınavı ise çok daha farklı.

Sahada oluştuğunu söylediği ilgiyi sandığa yansıyabilecek somut bir programa dönüştürmek.

3 Ekim’de üyeler karar verecek.

Fakat şimdiden görünen bir gerçek var:

Bu seçim, Ömer Zeydan açısından yalnızca yeniden adaylık seçimi değil, 13 yıllık yönetimin hesabının sorulacağı bir seçim. Ahmet Oğuz açısından ise “yeni dönem” söyleminin üyelerde ne kadar karşılık bulduğunun sınavı olacak.

Sandık açıldığında kimin ne kadar karşılık bulduğu ortaya çıkacak.

Ve o gün artık söz değil, üyenin iradesi konuşacak.

Eskişehir’de birçok esnaf odasında değişim yaşandı. Eskişehir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’nde de yönetim değişti. Eğer üyeler karar verirse, bu değişim Eskişehir Ticaret Borsası’nda da kendini gösterebilir.

Son sözü yine sandık söyleyecek.

Çünkü makamlar kalıcı değil, kurumlar kalıcıdır. Borsa da başkanın değil, üyelerin kurumudur.