Her yıl yaklaşık 23 Eylül ile 22 Ekim tarihleri arasında Güneş, Terazi burcunda ilerler. Gece ile gündüzün birbirine yaklaştığı sonbahar ekinoksuyla başlayan bu dönem, astrolojide denge, ilişkiler, adalet ve ortaklıklarla ilişkilendirilir.
Terazi burcu denildiğinde genellikle zarafetinden, güzellik anlayışından ve meşhur kararsızlığından söz edilir.
Haksız da sayılmazlar.
Ama Terazi’yi yalnızca bunlarla anlatınca asıl ilginç tarafı biraz geride kalır. Çünkü Terazi’nin meselesi sadece güzel olanı bulmak değil; birbirinden farklı şeylerin yan yana nasıl durabileceğini anlamaktır.
Yönetici gezegeni Venüs’tür. Bu yüzden estetik duygusu, ilişkiler ve sosyal hayat Terazi dünyasında önemli bir yer tutar. Fakat Terazi bir hava burcudur; yani bütün bunları yalnızca duygularıyla yaşamaz. İnsanları gözlemler, söylenenleri tartar, davranışların arkasındaki nedeni düşünür.
Bir konuda karar vermeden önce birkaç farklı ihtimali hesaba katması da bundandır.
Dışarıdan bakıldığında buna kararsızlık denebilir. Bazen gerçekten öyledir. Bir menüye gereğinden uzun bakmak da Terazi repertuvarına pekâlâ dahildir.
Ama hayatın daha önemli meselelerinde durum biraz farklıdır.
Terazi çoğu zaman tek bir doğrunun peşinden gitmek yerine karşısındaki insanın nereden baktığını da anlamaya çalışır. Kendi fikri olsa bile başka bir görüşte haklılık payı bulabilir. Bu özellik, karar vermesini zaman zaman zorlaştırsa da onu iyi bir arabulucu yapan taraflardan biridir.
Üstelik sanıldığı kadar pasif bir burç değildir.
Terazi, Koç, Yengeç ve Oğlak gibi öncü niteliktedir. Yani yalnızca ortama uyum sağlayan değil, gerektiğinde ilişkiyi başlatan, insanları bir araya getiren ve sosyal hayatta hareket yaratan bir yapıyı temsil eder.
Bunu çoğu zaman gürültü çıkararak yapmaz.
Doğru kelimeyi seçmek, tansiyonu düşürmek, iki insanın ortak noktasını bulmak… Terazi’nin etkisi bazen tam da burada fark edilir. Her tartışmayı kazanmak istemez; fakat herkesin birbirini duyabildiği bir zemin arar.
Adalet duygusu da yalnızca sembolündeki teraziden ibaret değildir. Geleneksel astrolojide Satürn’ün Terazi’de yücelimde kabul edilmesi; ölçü, sınır, sorumluluk ve hakkaniyet temalarının bu burçla neden bu kadar iyi örtüştüğüne dair önemli bir ipucudur.
Terazi huzuru sever ama bu, her şeye “peki” diyeceği anlamına gelmez.
Asıl istediği, ilişkilerde karşılıklılıktır. Veriyorsa karşılığını görmek, dinliyorsa dinlenmek, özen gösteriyorsa aynı özeni hissetmek ister. Dengenin sürekli tek taraflı bozulduğu bir yerde, en uyumlu Terazi’nin bile bir noktadan sonra keyfi kaçar.
Elbette terazinin iki kefesi bazen hayatı zorlaştırır.
Herkesi anlamaya çalışırken kendi isteğini ikinci plana atabilir. Birini kırmamak adına söylemesi gereken şeyi geciktirebilir. Bütün seçenekleri tartarken karar anını gereğinden fazla uzatabilir.
Bir de güzel olanla arası gerçekten iyidir.
Ama burada güzellik yalnızca dış görünüş değildir. Bir masanın düzeninde, iyi seçilmiş bir cümlede, insanın tavrında, bir mekânın havasında ya da ilişkideki incelikte de onu arayabilir. Terazi için üslup önemsiz bir ayrıntı değildir. Ne söylediğiniz kadar, nasıl söylediğiniz de meseledir.
Belki bu yüzden Terazi’nin bulunduğu bazı ortamlarda fark edilmesi zor ama hissedilmesi kolay bir şey vardır:
İncelik.
Kimin ne söylediğini duyan, ortamın havasını fark eden, ölçüyü kaçırmamaya çalışan bir incelik…
Terazi her zaman kusursuz dengeyi bulamaz. Zaten hayat da buna pek izin vermez.
Ama terazinin kefelerine bakmaya devam eder.
Birinde kendisi vardır.
Diğerinde ise karşısındaki.