Bir seçim yaklaşıyor.

Eskişehir Ticaret Borsası'nda sandık kurulacak.

Adaylar yarışacak.

Üyeler oy kullanacak.

Sonra sonuç açıklanacak.

Ama aslında hikâye bundan biraz daha büyük.

Çünkü burada yalnızca bir başkan seçilmeyecek.

Eskişehir tarımının, üreticisinin, tüccarının ve hayvancılık sektörünün önümüzdeki dönemde nasıl bir anlayışla yönetileceği de tartışılacak.

İşte Ahmet Oğuz bu tartışmanın içine, oldukça iddialı bir proje dosyasıyla giriyor.

Ve ilk dikkat çeken nokta şu:

Oğuz, tarımı yalnızca tarladan ibaret görmüyor.

Ahmet Oğuz'u anlatırken önce Oğuzlar Yem'den söz etmek gerekiyor.

Çünkü bu isim, Eskişehir'de tarım ve hayvancılık sektörünün içinde uzun yıllardır yer alıyor.

Oğuz ailesinin Ticaret Borsası ile de yaklaşık bir asra uzanan bir geçmişi bulunuyor.

Yani Ahmet Oğuz'un anlattığı sektör, dışarıdan gözlemlediği bir sektör değil.

Üreticiyi de görüyor.

Besiciyi de.

Tüccarı da.

Sanayiciyi de.

Ve bütün bu kesimlerin aynı zincirin parçaları olduğunu söylüyor.

Belki de adaylığının temelindeki düşünce burada yatıyor.

Borsa yalnızca ürünün işlem gördüğü bir yer olmasın.

Üreticinin sorununu anlatabildiği, bilgi alabildiği, finansmana ulaşabildiği ve yeni pazarlara açılabildiği bir merkez olsun.

Peki bunun karşılığı ne?

Projelerde.

Lisanslı depoculuk bunlardan biri.

Elektronik Ürün Senedi başka biri.

Tarım Veri Merkezi başka biri.

Çiftçi ve Tarım Akademisi...

Genç Çiftçi ve Tarım Girişimciliği...

Dijital Borsa...

İlçe Üye Merkezleri...

Tarım-Sanayi Ticaret Merkezi...

Yerel ürünlerin markalaştırılması...

Et ve hayvancılık zincirinin güçlendirilmesi...

Liste uzuyor.

Ama burada önemli olan projenin çokluğu değil.

Bu projelerin neyi çözmeye çalıştığı.

Bir çiftçi düşünün.

Hasat geldi.

Ürününü satması gerekiyor.

Piyasa istediği fiyatı vermiyor.

Beklemek istiyor.

Ama depolama imkânı yok.

Paraya ihtiyacı var.

İşte lisanslı depoculuk projesi bu noktada devreye giriyor.

Amaç, üreticinin hasat döneminin baskısıyla hareket etmek zorunda kalmaması.

Ürününü uygun şartlarda saklayabilmesi.

Elektronik Ürün Senedi üzerinden finansmana erişebilmesi.

Kısacası...

Tarlada başlayan işin, finansman ve ticaret tarafının da güçlendirilmesi.

Sonra veri meselesi geliyor.

Bugün tarımda karar vermek eskisi kadar kolay değil.

İklim değişiyor.

Maliyetler değişiyor.

Girdi fiyatları değişiyor.

Pazar değişiyor.

Tüketici değişiyor.

Üreticinin bütün bunları aynı anda takip etmesi kolay değil.

Ahmet Oğuz'un Tarım Veri Merkezi projesi de burada anlam kazanıyor.

Fiyatlar.

Rekolte.

Maliyetler.

İklim.

Pazar.

Depolama.

Bütün bunların daha sistemli biçimde takip edilmesi hedefleniyor.

Çünkü geleceğin tarımında yalnızca çok üretmek yetmeyecek.

Doğru ürünü, doğru zamanda, doğru maliyetle üretmek gerekecek.

Bir başka mesele gençler.

Tarım sektörünün en büyük sorunlarından biri, gençlerin üretimden uzaklaşması.

“Tarım babadan oğula geçer” anlayışı artık tek başına yetmiyor.

Yeni neslin tarıma teknolojiyle, girişimcilikle ve bilimle bakması gerekiyor.

Oğuz'un Genç Çiftçi ve Tarım Girişimciliği Programı da bu nedenle önemli bir başlık.

Çünkü tarımın geleceğini konuşurken gençleri konuşmuyorsanız, aslında geleceği konuşmuyorsunuz.

Bir de Borsa'nın üyeye yaklaşımı var.

Dijital Borsa ve Mobil Üye Platformu önerisi bununla ilgili.

Amaç basit:

Üye, her iş için Borsa binasına gelmek zorunda kalmasın.

Hizmet dijitalleşsin.

İlçelerdeki üyeler de sisteme daha kolay ulaşabilsin.

Atıl durumdaki şubeler, İlçe Üye Merkezleri olarak yeniden değerlendirilsin.

Yani Borsa üyeyi beklemesin.

Üyenin ayağına gitsin.

Bu, aslında bir kurumun çalışma kültürünün değiştirilmesi demek.

Eskişehir'in hayvancılık tarafı da unutulmuyor.

Et ve Hayvancılık Değer Zinciri Projesi kapsamında modern bir mezbaha konusunda çalışma yapılması hedefleniyor.

Bu konu yalnızca besiciyi ilgilendirmiyor.

Etin üretiminden tüketiciye ulaşmasına kadar bütün zinciri ilgilendiriyor.

Üretici.

Besici.

Tüccar.

Sanayici.

Tüketici.

Bir yerde yaşanan aksama, diğer tarafı da etkiliyor.

Ve bütün bunların üzerinde başka bir fikir var.

Yeni bir Tarım, Ticaret ve Eğitim Yerleşkesi.

Yani yalnızca masa, sandalye ve makam odalarından oluşan bir Borsa değil.

Eğitim olacak.

Analiz olacak.

Danışmanlık olacak.

Ticaret olacak.

Üreticiyle sanayici bir araya gelecek.

Bilgiyle üretim arasında köprü kurulacak.

Oğuz'un “Güçlü, Üreten, Bereketli Borsa” olarak ifade ettiği yaklaşımın temelinde de bu anlayış bulunuyor.

Şimdi...

Bütün bunları duyduktan sonra sorulması aklımızda beliren sorulara bakalım:

Bu projeler yapılabilir mi?

Hangileri öncelikli?

Finansmanı nasıl sağlanacak?

Ne kadar sürede tamamlanacak?

Üyeye ne kazandıracak?

Eskişehir tarımına nasıl bir ekonomik katkı sağlayacak?

Bence seçim sürecinin en değerli tarafı tam da bu soruların konuşulması.

Çünkü kurumlar isimlerle değil, ortaya koydukları hedeflerle gelişir.

Ahmet Oğuz'un adaylığıyla birlikte Eskişehir Ticaret Borsası'nın geleceğine ilişkin yeni bir proje tartışması açılmış durumda.

Şimdi söz, Borsa üyelerinde.

Sandık günü geldiğinde yalnızca isimlere değil, projelere de bakılacak.

Çünkü sonuçta seçilecek olan yalnızca bir başkan değil.

Bir yönetim anlayışı olacak.

Ve Eskişehir'in tarım geleceği açısından asıl tartışılması gereken de tam olarak bu.