Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) 29. Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nin (ESOGÜ) 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni’nde öğrencilerle bir araya geldi. “Kim Olduğunuzu Bilmeden Nereye Gidebilirsiniz?” başlıklı açılış dersini veren Şentop, kimlik kavramını yalnızca insanları birbirinden ayıran bir unsur olarak görmemek gerektiğini belirterek, kişinin kendisine bir istikamet belirlemesinde kimliğinin başlangıç noktası olduğunu ifade etti.

ESOGÜ Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programa Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, ESOGÜ Rektörü Prof. Dr. Emine Gümüşsoy, MHP Eskişehir İl Başkanı Ayhan Sezer, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Eskişehir Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Özcan, Eskişehir Büyükşehir Belediye Meclisi Başkan Vekili Hasan Ünal, AK Parti Eskişehir İl Gençlik Kollarından Cihan Birsen, akademisyenler, protokol üyeleri ve öğrenciler katıldı.

“Kim olduğunu bilmeyen insan, nereye gideceğini de bilemez”

Konuşmasına 1980’li yıllardaki Türkiye’yi hatırlatarak başlayan Şentop, o dönemde toplumun farklı kesimlerinden insanların bir araya geldiği toplantılar ve paneller düzenlendiğini anlattı. Bu etkinliklerde “Türkiye nereye gidiyor?” gibi geniş kapsamlı başlıkların sıkça kullanıldığını belirten Şentop, başlıkların iddialı olmasının konuşmanın içeriğini daha ilgi çekici hâle getirebileceğini söyledi.

Gençlere hitap etmenin hem zor hem de heyecan verici olduğunu dile getiren Şentop, gençlerin konuşmaları dikkatle ve eleştirel bir bakış açısıyla takip ettiğini belirtti. Kendisi için bunun memnuniyet verici olduğunu ifade eden Şentop, konuşmasının merkezine üniversite ve kimlik kavramlarını aldı.

Bir hukuk tarihçisi olduğunu belirten Şentop, “üniversite” kelimesinin Latince “Universitas” sözcüğünden geldiğini anlattı. Roma hukukunda bu kelimenin kendi başına varlığı olan bir topluluğu ifade ettiğini, Orta Çağ’da ise hocalarla öğrencilerin oluşturduğu bir birlik için kullanıldığını söyledi.

Şentop, bu kavramın kendi medeniyetimizdeki külliye anlayışıyla da ilişkilendirilebileceğini belirterek üniversitenin farklı yaşam biçimlerine, düşüncelere ve inançlara sahip insanların bir araya geldiği bir topluluk anlamı taşıdığını dile getirdi. Ona göre üniversite, farklılıkların aynı çatı altında buluşarak ortak bir “biz” oluşturabildiği bir yapı.

Konuşmasının ana konusunun kimlik olduğunu vurgulayan Şentop, bu kavramın çoğu zaman insanları birbirinden ayıran tartışmalarla birlikte düşünüldüğünü ancak kendisinin farklı bir noktaya dikkat çekmek istediğini söyledi.

Şentop, kimliğin kişinin kendisine yön ve istikamet belirlemesinde bir başlangıç noktası olduğunu ifade ederek, “Kim olduğunu bilmeyen insan, nereye gideceğini de bilemez” dedi.

Harita örneğiyle kimlik kavramını anlattı

Kimlik ve yön bulma ilişkisini telefonlardaki harita uygulamaları üzerinden açıklayan Şentop, bir adrese ulaşmak isteyen kişinin öncelikle nerede bulunduğunun bilinmesi gerektiğini söyledi. Harita uygulamasının güzergâh oluşturabilmesi için kullanıcının mevcut konumunu bilmesi gerektiğini belirten Şentop, konum bilgisi olmadan sağlıklı bir yol tarifi oluşturulamayacağını ifade etti.

Şentop, kişinin geleceğine yön verebilmesi için de öncelikle kendisini tanıması gerektiğini vurguladı. Konuşmasında kimlik kavramını kimlik kartındaki bilgilerle sınırlı görmediğini belirten Şentop, insanın kendi geçmişine ve yaşadıklarına bakmasının önemine dikkat çekti.

Toplumların olduğu gibi insanların da bir tarihinin bulunduğunu söyleyen Şentop, milletlerin tarihinin savaşlar, kuruluşlar, yıkılışlar ve yeniden doğuşlarla şekillendiğini; bireylerin kişisel tarihinin ise kararlar, karşılaşmalar, kayıplar, okudukları ve vazgeçtikleri üzerinden oluştuğunu anlattı.

Üniversitenin kapısından girilen günün de kişinin yaşamındaki önemli başlangıçlardan biri olduğunu ifade eden Şentop, başarısızlıklar, ayrılıklar ve hayal kırıklıklarının kriz dönemlerini; zorlukların ardından ayağa kalkmanın ise yeniden doğuşları temsil edebileceğini belirtti.

ESOGÜ’den bilim dünyasında büyük başarı: 21 isim listeye girdi
ESOGÜ’den bilim dünyasında büyük başarı: 21 isim listeye girdi
İçeriği Görüntüle

“İnsanın tarihi, örtüsü kalkmış karakteridir”

Şentop, konuşmasında İsmet Özel’in “İnsanın tarihi, örtüsü kalkmış karakteridir. İnsanın karakteri ise üstü örtülü tarihidir” sözünü de aktardı.

Bu sözün anlamını açıklayan Şentop, insanların sabır, öfke ve cesaret gibi özelliklerinin geçmişte yaşadıkları olaylarla ilişkili olduğunu söyledi. Bir insanın haksızlık karşısında sesini yükseltmesinin cesaretinin geliştiği bir an olabileceğini, yaşanan bir hayal kırıklığının ise kişinin çekingenliğinin başlangıcını oluşturabileceğini anlattı.

Bir hukuk tarihçisi olarak Osmanlı mahkeme kayıtları ve kadı sicilleri üzerinde çalıştığını belirten Şentop, özellikle kazaskerlik defterlerini incelediğini söyledi. Bu kayıtlarda bir insanın yaşamına ilişkin bilgilerin bazen birkaç satırla sınırlı kaldığını belirten Şentop, alım satım, borç, miras paylaşımı ve şahitlik gibi kayıtların kişilerin davranışlarına dair fikir verebildiğini ifade etti.

Söz konusu kayıtlardan insanların sözlerini tutup tutmadıkları, haklarını arayıp aramadıkları ya da başkalarının hakkına nasıl yaklaştıkları konusunda çıkarımlar yapılabildiğini anlatan Şentop, herkesin kendi yaşamına ilişkin bir sicilinin bulunduğunu söyledi.

Burada sabıka sicilinden söz etmediğini özellikle belirten Şentop, insanın kendi yaşam sicilini verdiği sözlerle, tuttuğu veya tutamadığı kararlarla, karşılaştığı olaylar karşısında sustuğu ya da konuştuğu anlarla oluşturduğunu ifade etti. Bu sicili başkasının değil, kişinin kendisinin yazdığını dile getirdi.

Şentop, öğrencilere bugünkü kişiliklerini şekillendiren önemli anları düşünmelerini önererek, “Bir karar, bir karşılaşma, bir kayıt… Bunları hatırlayabiliyor musunuz?” sorusunu yöneltti. Bu soruya hemen cevap verememenin bir ayıp olmadığını ancak kişinin kendi geçmişini henüz tam olarak okuyamamış olabileceğini söyledi.

Kişisel tarihin yeterince anlaşılmaması durumunda başkalarının kişinin hayatını şekillendirmesine alan açılabileceğini belirten Şentop, öğrencileri kendi yaşam öyküleri üzerine düşünmeye çağırdı.

Öğrencilik yıllarından dergi örneği verdi

Konuşmasında kendi öğrencilik yıllarından da örnekler paylaşan Şentop, hukuk fakültesinde okurken arkadaşlarıyla bir dergi çıkardıklarını anlattı. Günümüzde bilgisayarlar ve yapay zekâ araçları sayesinde yayın hazırlamanın daha kolay hâle geldiğini belirten Şentop, kendi öğrencilik dönemlerinde ise dergi hazırlamanın çok daha fazla emek gerektirdiğini söyledi.

O dönemde yazıların çoğunlukla elle hazırlandığını ve daktilo operatörleri aracılığıyla yazıya aktarıldığını anlatan Şentop, bu işlem için ücret ödediklerini belirtti. Daha sonra metinlerin dönemin küçük ekranlı bilgisayarlarında yeniden düzenlendiğini, gazete ve dergilerdeki sütun genişliklerine uygun çıktılar alındığını söyledi.

Sayfa tasarımını yapmak için çıktıları milimetrik kâğıtların üzerine yapıştırdıklarını, boş kalan alanlara fotoğraflar yerleştirdiklerini anlatan Şentop, derginin pikaj, montaj, film hazırlama, matbaaya götürme ve dağıtım gibi işlerini de kendilerinin yaptığını ifade etti.

Öğrenci imkânlarıyla hazırladıkları derginin Türkiye’de o dönemde benzeri bulunmayan bir hukuk dergisi olduğunu söyleyen Şentop, bazı öğretim üyelerinin de yazılarıyla yayına katkı sağladığını belirtti. Derginin yayın yönetmenliğini üstlendiğini aktaran Şentop, yayının üç yıl boyunca çıktığını ve bazı sayılarının 10 binden fazla sattığını kaydetti.

Prof Dr Mustafa Şentop Esogü Rektörü Prof Dr Emine Gümüşsoy

1988’de başkanlık sistemi tartışmasını dergi kapağına taşıdı

Şentop, öğrencilik yıllarında hazırladıkları dergide Türkiye’nin bugün de gündeminde bulunan bazı konuların ele alındığını belirterek, bunlardan birinin hükümet sistemi ve başkanlık sistemi tartışmaları olduğunu anlattı.

Nisan 1988’de yayımlanan bir sayının kapağında “Türkiye’de Başkanlık Sistemi” başlığının yer aldığını söyleyen Şentop, dergide hem sistemi eleştiren hem de destekleyen yazılara yer verdiklerini ifade etti.

Dönemin Anavatan Partisi İstanbul İl Başkanı olan kişinin de görüşlerini aldıklarını anlatan Şentop, söz konusu kişinin başkanlık sisteminin Türkiye için daha iyi olacağını savunduğunu ve eyalet sistemine ilişkin görüşlerini dile getirdiğini aktardı.

Şentop, yıllar sonra 2017’deki anayasa değişikliği referandumu öncesinde de başkanlık sistemi konusunu gündeme getirdiğini belirtti. O dönemde Anayasa Komisyonu Başkanı olduğunu hatırlatan Şentop, daha önce ESOGÜ’de farklı bir salonda bu konu üzerine konuştuğunu da ifade etti.

Başkanlık sistemiyle ilgili tartışmaların geçmişinin daha eskiye uzandığını belirten Şentop, konu üzerine doktora tezi hazırladığını ve çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi. Türkiye’de hükümet sistemi tartışmalarının 1965’lere kadar uzandığını kaydeden Şentop, öğrencilik döneminde çıkardıkları dergide bu konuyu ele almalarının da kendi kişisel ve akademik geçmişinin bir parçası olduğunu anlattı.

Prof. Dr. Mustafa Şentop’un “Kim Olduğunuzu Bilmeden Nereye Gidebilirsiniz?” başlıklı açılış dersiyle ESOGÜ’nün 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni tamamlandı.

Emine Gümüşsoy Açıkladı E S O G Ü’den C O P31’E 6 Proje