İsrail’in 7 Ekim 2023’te Gazze’ye başlattığı geniş çaplı saldırıların üzerinden üç yıl geçti. Bombardımanlar, kuşatma, açlık ve zorunlu göçle geçen süreçte Gazze’nin yaşam altyapısı ağır tahribata uğradı.

Reuters’ın 7 Ekim 2026 tarihli haberinde Gazze sağlık yetkililerine dayandırdığı verilere göre, hayatını kaybedenlerin sayısı 74 bini aştı. Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkese rağmen saldırılar ve can kayıpları devam ederken barınma, gıda ve sağlık hizmetlerine erişim temel sorunlar olmayı sürdürüyor.

Filistin’de işgalin tarihi 7 Ekim’den önceye uzanıyor

Filistin’de yaşananların geçmişi, 7 Ekim 2023’le başlamıyor. Filistinlilerin “Nekbe”, yani “Büyük Felaket” olarak adlandırdığı 1948 sürecinde yüz binlerce kişi evlerinden çıkarıldı veya kaçmak zorunda kaldı.

İsrail, 1967 savaşında Gazze’yi ve Doğu Kudüs dâhil Batı Şeria’yı işgal etti. Hamas’ın 2007’de Gazze’de kontrolü ele geçirmesinin ardından uygulanan abluka, bölgedeki yaşam koşullarını yıllar boyunca ağırlaştırdı.

Gazze halkı, 2023’te başlayan geniş çaplı saldırılara, hareket özgürlüğünün ve temel kaynaklara erişimin uzun süredir kısıtlandığı koşullarda yakalandı.

Saldırıların ardından tam kuşatma geldi

Hamas öncülüğündeki silahlı grupların 7 Ekim 2023’te İsrail’e düzenlediği saldırılarda yaklaşık 1.200 kişi öldürüldü, 251 kişi rehin alındı. İsrail, ardından Gazze’ye yoğun hava saldırıları başlattı.

9 Ekim’de ilan edilen tam kuşatmayla gıda, su, elektrik ve yakıt erişimi kesildi. Kuşatma, sivillerin temel ihtiyaçlarının yanı sıra hastanelerin ve su tesislerinin çalışmasını da doğrudan etkiledi.

Gazze'de enkazdan çıkarılan 100'den fazla Filistinli defnedildi
Gazze'de enkazdan çıkarılan 100'den fazla Filistinli defnedildi
İçeriği Görüntüle

Birleşmiş Milletler, daha ilk günlerde insani koşulların ağırlaştığını duyurdu. BM Genel Sekreteri, Hamas’ın saldırılarının Filistin halkının topluca cezalandırılmasını haklı gösteremeyeceğini vurguladı.

Ekim sonunda geniş çaplı kara harekâtı başladı. Kasım 2023’te rehine ve tutuklu takaslarının gerçekleştirildiği bir haftalık aranın ardından saldırılar yeniden yoğunlaştı.

Soykırım davası uluslararası yargıya taşındı

Güney Afrika, 29 Aralık 2023’te İsrail aleyhine Uluslararası Adalet Divanında Soykırım Sözleşmesi kapsamında dava açtı.

Divan, 26 Ocak, 28 Mart ve 24 Mayıs 2024’te geçici tedbir kararları verdi. Kararlar, Gazze’deki Filistinlilerin soykırım fiillerinden korunması ve insani yardımın sağlanması dâhil yükümlülükleri içeriyordu.

Ayrı bir süreçte Uluslararası Ceza Mahkemesi, 21 Kasım 2024’te Benjamin Netanyahu ve Yoav Gallant hakkında tutuklama emirleri çıkardı. Emirlerin gerekçeleri arasında aç bırakmanın savaş yöntemi olarak kullanılması ile cinayet, zulüm ve diğer insanlık dışı fiillere ilişkin suçlamalar yer aldı.

Uluslararası Adalet Divanındaki dava devletin sorumluluğunu, Uluslararası Ceza Mahkemesindeki süreç ise kişilerin cezai sorumluluğunu ele alıyor.

BM komisyonu soykırım tespitinde bulundu

Uluslararası Af Örgütü, 5 Aralık 2024’te yayımladığı araştırmada İsrail’in Gazze’de Filistinlilere karşı soykırım işlediği sonucuna ulaştığını açıkladı. Örgüt; sivillerin öldürülmesini, ağır bedensel ve ruhsal zararları, zorla yerinden edilmeyi ve yaşam için gerekli kaynaklara erişimin engellenmesini değerlendirdi.

16 Eylül 2025’te BM İnsan Hakları Konseyi tarafından görevlendirilen Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu da İsrail’in Gazze’de soykırım işlediği sonucunu duyurdu.

Komisyon; öldürme, ağır bedensel veya ruhsal zarar verme, fiziksel yıkıma yol açacak yaşam koşulları oluşturma ve doğumları önlemeye yönelik tedbirler uygulama fiillerini tespit ettiğini bildirdi.

İsrail, komisyonun değerlendirmesini reddederek operasyonlarının Hamas’ı hedeflediğini savundu.

Gazze’de açlık kıtlığa dönüştü

19 Ocak 2025’te yürürlüğe giren ateşkes, Gazze’de kısa süreli bir rahatlama sağladı. Ancak mart başında İsrail’in Gazze’ye mal girişini tamamen durdurmasının ardından 18 Mart’ta geniş çaplı hava saldırıları yeniden başladı.

Gıda krizinin ağırlaşmasıyla uluslararası açlık izleme sistemi IPC, 22 Ağustos 2025’te yayımladığı değerlendirmede, 15 Ağustos itibarıyla Gazze vilayetinde kıtlığı doğruladı.

10 Ekim 2025’te başlayan yeni ateşkesin ardından yardım erişiminde ve gıda koşullarında iyileşme görüldü. Buna rağmen açlık tehlikesi ortadan kalkmadı.

IPC’nin 2026 değerlendirmesine göre, nisan ortası ile haziran sonu arasında 1,2 milyondan fazla kişi kriz veya daha ağır düzeyde akut gıda güvensizliği yaşadı.

Ateşkese rağmen can kayıpları sürüyor

Reuters’ın 6 Ekim 2026 tarihli haberine göre, Ekim 2025 ateşkesinden bu yana en az 1.400 Filistinli öldürüldü.

Aynı haberde İsrail’in Gazze’nin yaklaşık üçte ikisindeki askerî kontrolünü sürdürdüğü, tam çekilme ve kapsamlı yeniden inşa hedeflerinin ise gerçekleşmediği belirtildi.

Ateşkes, geniş çaplı çatışmaların yoğunluğunu azaltmasına rağmen Gazze halkı için kalıcı güvenlik ve normal yaşama dönüş sağlayamadı.

Yapıların yüzde 82’den fazlası hasar gördü

Gazze’deki yıkım, barınmayı uzun süreli bir insani krize dönüştürdü. The Guardian’ın 1 Ekim 2026 tarihli haberinde BM Filistinli Mültecilere Yardım Ajansından aktardığı verilere göre, bölgedeki yapıların yüzde 82’den fazlası hasar gördü.

Yaklaşık 2,1 milyon kişinin yerinden edildiği Gazze’de aileler çadırlarda, geçici barınaklarda ve hasarlı binalarda yaşam mücadelesi veriyor.

Evlerin yanı sıra eğitim, sağlık ve su altyapısındaki tahribat, günlük hayatın yeniden kurulmasını zorlaştırıyor.

Batı Şeria’da da baskı ve yerinden edilme devam ediyor

Filistin’deki insani kriz Gazze ile sınırlı kalmıyor. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisinin Eylül ve Ekim 2026 raporları, Batı Şeria’daki askerî operasyonları, yerleşimci saldırılarını ve evlerine dönemeyen Filistinli ailelerin durumunu belgeliyor.

Uzun süren operasyonlar ve yerinden edilmeler, özellikle kuzeydeki mülteci kamplarında çocukların okullarına dönüşünü de engelliyor.

Üçüncü yılda adalet bekleyişi

7 Ekim 2026 itibarıyla Uluslararası Adalet Divanındaki soykırım davası henüz nihai karara bağlanmış değil. İsrail’in Mart 2026’da sunduğu yanıtın ardından yazılı yargılama süreci devam ediyor.

BM soruşturma komisyonunun soykırım tespiti, mahkemenin nihai hükmünden ayrı bir değerlendirme niteliği taşıyor. Uluslararası Ceza Mahkemesinin tutuklama emirleri de kesinleşmiş mahkûmiyet anlamına gelmiyor.

Üç yılın sonunda Gazze’de on binlerce insanın hayatını kaybettiği, milyonlarca kişinin yerinden edildiği ağır bir tablo bulunuyor. Hayatta kalanlar için güvenli bir ev, temiz su, yeterli gıda ve tedaviye erişim hâlâ günlük mücadelenin merkezinde yer alıyor.