Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun, 27 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Dokuz maddeden oluşan 7596 sayılı Kanun, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen ve kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla tasfiye işlemleri tamamlanmamış yatırım fonlarını kapsıyor.

Düzenlemeyle söz konusu fonların adil, şeffaf ve etkin biçimde tasfiye edilmesi, fon malvarlığından hukuka aykırı yollarla çıkarılan değerlerin geri kazanılması, oluşan zararların sorumlulardan tahsil edilmesi ve geri kazanılan tutarların yatırımcılara aktarılması amaçlanıyor. Kanun, belirtilen fonların dışındaki yatırım fonları için genel ve sürekli bir tasfiye ya da sorumluluk sistemi oluşturmuyor.

Yeni düzenleme, tasfiye sürecinin nasıl yürütüleceğinden yatırımcıların haklarının belirlenmesine, ara ödemelerden sorumlu kişi ve kuruluşlardan tahsilat yapılmasına kadar birçok konuyu kapsıyor.

Tasfiye sürecini SPK yönetecek

Kanun, SPK'nin 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verdiği ve düzenlemenin yayımlandığı tarihte tasfiyesi tamamlanmamış yatırım fonlarına uygulanacak. Metinde fon, fon pay sahibi, geri kazanım hesabı ve tasfiye ile görevli kuruluş gibi kavramların kapsamı da belirleniyor.

Yatırımcıların ödeme hakkı, Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) kayıtları ile tasfiye işlemlerini yürüten kuruluşların kayıtlarının karşılaştırılmasıyla tespit edilecek. Fonlardan veya sorumlulardan geri kazanılan tutarlar ise Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) bünyesinde her fon için ayrı ayrı açılacak hesaplarda tutulacak.

Tasfiye işlemleri, SPK'nin gözetim ve denetimi altında, görevlendirilen Türkiye İş Bankası ve T.C. Ziraat Bankası tarafından yürütülecek. Fon varlıklarının değerlemesinin nasıl yapılacağı, hangi yöntemlerle satılacağı ve yatırımcılara ne zaman, hangi sırayla ödeme yapılacağına ilişkin esasları SPK belirleyecek.

Fon varlıklarının mümkün olan en yüksek ekonomik değerle nakde çevrilmesi hedeflenecek. Gerektiğinde borsa dışında satış gibi alternatif yöntemlere de başvurulabilecek. SPK, bazı varlıkların satışının ardından belirli bir süre borsada yeniden satılmasını kısıtlama yetkisine de sahip olacak.

Tasfiye sırasında elde edilen gelirlerden zorunlu giderler düşüldükten sonra kalan tutar fon malvarlığına eklenecek. Tasfiye tamamlandıktan sonra tahsil edilen paralar ise geri kazanım hesaplarına aktarılacak. Tasfiye işlemleri için gerekli bilgi ve belgeleri elinde bulunduran ilgili finans kuruluşları ve kamu kurumları, bunları yetkili kurumlara gecikmeden vermek zorunda olacak.

TEFAS’ta işlemi gerçekleşmeyen yatırımcılar da kapsamda

Kanun, 17 Eylül 2026 ve öncesinde Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu'na (TEFAS) iletilen ancak fonun temerrüde düşmesi veya katılma payı fiyatının açıklanmaması nedeniyle gerçekleştirilemeyen işlemleri de kapsıyor.

Bu nedenle katılma payları bloke edilmiş yatırımcılar, kanundaki şartları sağlamaları hâlinde tasfiye hükümlerinden yararlanabilecek ve fon pay sahibi olarak değerlendirilebilecek.

Buna karşılık, kanunda belirtilen sermaye piyasası suçlarını ilgili fonlarla birlikte işlediği, fonlarla birlikte hareket ettiği veya bu fiillere iştirak ettiği SPK tarafından tespit edilen kişi ve kurumlara tasfiye ya da geri kazanım hesaplarından ödeme yapılmayacak.

Yatırımcılara 1 milyon TL’ye kadar ara ödeme yapılabilecek

Kanunun öne çıkan hükümlerinden biri, tasfiye işlemleri tamamlanmadan yatırımcılara ara ödeme yapılabilmesine ilişkin düzenleme oldu.

Fon varlıklarının satılmasıyla elde edilen dağıtılabilir para, yatırımcıların tasfiye öncesindeki fon payı fiyatları üzerinden hesaplanan toplam tutarı karşılamaya yetmezse, SPK tarafından belirlenen fonlarda ara ödeme yapılabilecek. Bu ödemeler, yatırımcının net yatırım tutarını aşamayacak ve nihai tasfiye sırasında alacağı tutardan mahsup edilecek.

Net yatırım tutarı 1 milyon TL'nin altında olan yatırımcılar için hesaplanan net yatırım tutarı kadar, 1 milyon TL ve üzerinde olan yatırımcılar için ise en fazla 1 milyon TL ara ödeme yapılabilecek. Ancak bu tutar otomatik olarak her yatırımcıya ödenecek sabit bir miktar anlamına gelmiyor. Ödeme, ilgili fonun kaynaklarına, hesaplanan yatırım tutarına ve kanunda belirtilen diğer koşullara bağlı olacak.

Ara ödemelerde endeksleme uygulanmayacak. Yatırımcının net yatırım tutarı hesaplanırken TÜFE ve Yİ-ÜFE değişimleri dikkate alınarak yapılan hesaplamalarla ara ödeme tutarının belirlenmesi birbirinden ayrılıyor. Ara ödemede endeksleme yapılmazken nihai tasfiye hesabında kanunda öngörülen endeksleme yöntemi uygulanabilecek.

Ara ödeme yapılabilecek fonlar SPK tarafından belirlenecek. Düzenlemede para piyasası fonlarına öncelik verilmesi öngörülüyor. Dağıtılabilir nakdi bulunan ve ilgili koşulları sağlayan tasfiye hâlindeki fonlarda, nihai tasfiye öncesinde yatırımcılara ödeme yapılabilecek.

Ara ödeme tutarı, kanunda belirlenen üst sınırın yanı sıra ilgili fonun özellikleri ve hesaplama kurallarıyla da sınırlandırılacak. Para piyasası niteliğindeki fonlar dışındaki fonlarda, ara ödeme tutarı hesaplanırken yatırımcının hesabındaki katılma paylarının önceki gün sonu itibarıyla hesaplanan toplam değeri de dikkate alınacak.

Fonun parası tüm yatırımcılara yetmezse ne olacak?

Tasfiye sürecinde dağıtılabilir nakdin yatırımcıların hesaplanan net yatırım tutarlarını veya ara ödeme taleplerinin tamamını karşılamaya yetmemesi durumunda SPK, ödeme yöntemine ilişkin karar alabilecek.

Kurul, mümkün olan en fazla sayıda yatırımcının ödeme alabilmesi amacıyla net yatırım tutarı en düşük yatırımcıdan başlanarak ödeme yapılmasını kararlaştırabilecek. Ayrıca tüm yatırımcılar için uygulanacak asgari bir ara ödeme tutarı belirleyebilecek.

Hiçbir yatırımcıya net yatırım tutarını, hesaplanan hak ve alacaklarını veya kanundaki 1 milyon TL'lik ara ödeme üst sınırını aşan ödeme yapılamayacak.

Ara ödeme yapılması, yatırımcının fon katılma paylarının o aşamada iade edilmesi anlamına gelmeyecek. Katılma payları nihai tasfiye sırasında iade edilecek ve daha önce yapılan ödemeler son hesaplamada düşülecek.

Bazı kazançların geri verilmesine imkân tanınıyor

Kanun, tasfiye tarihine kadar fondan ödeme alarak belirli paylardan kazanç elde etmiş kişilerin bazı getirilerini geri iade edebilmesine de imkân tanıyor.

Düzenlemeye göre, ilgili fonlardan tasfiye tarihine kadar katılma paylarını iade ederek ödeme alan kişiler, fonlara fiilen yatırdıkları tutar ve fonda kaldıkları süre dikkate alınarak hesaplanan emsal getiriyi aşan kazançlarını SPK tarafından ilan edilecek hesaplara isteğe bağlı olarak yatırabilecek.

Emsal getiri hesabında, fonun unvanı esas alınarak aynı yatırım stratejisi kategorisinde kabul edilen yatırım fonlarının yıllık ortalama getirileri baz alınabilecek. Tasfiyesine karar verilen fonların kendi getirileri bu hesaplamaya dâhil edilmeyecek.

Ayrıca fon malvarlığındaki ve fiyatlarının gerçeğe aykırı oluştuğu SPK tarafından tespit edilen paylardan kazanç sağlayan kişiler de elde ettikleri getirinin olağan piyasa getirisini aşan kısmını genel hisse iade hesabına gönüllü olarak yatırabilecek.

Bu hesaplamada, ilgili payın elde tutulduğu dönemde dâhil olduğu endeksin veya SPK tarafından belirlenecek diğer objektif piyasa ölçütlerinin getirisi esas alınabilecek. Emsal fon grubunun, hesaplama döneminin, yıllık ortalama getirinin, ilgili endekslerin ve iade edilecek tutarın nasıl belirleneceğine ilişkin usul ve esasları SPK düzenleyecek.

Asgari ücretle 9 milyonluk araba kullanıyor
Asgari ücretle 9 milyonluk araba kullanıyor
İçeriği Görüntüle

Nihai tasfiye ödemesi yapılırken tasfiye malvarlığından, geri kazanım hesaplarından veya diğer hukuki yollarla yatırımcıya daha önce yapılan ödemeler mahsup edilecek.

Fon zararından sorumlu şirket ve kişilerden tahsilat yapılacak

Kanunla fonların uğradığı zararların sorumlulardan tahsil edilmesine yönelik hükümler de getirildi.

Fonun parasının, menkul kıymetlerinin veya diğer varlıklarının karşılıksız, göstermelik ya da gerçek bir ekonomik amacı bulunmayan işlemler yoluyla başka kişi veya kuruluşlara aktarılması, fonun zarara uğratılması kapsamında değerlendirilebilecek.

Kredi, borç, avans, teminat, devir, alım-satım ve benzeri işlemler aracılığıyla fon malvarlığından çıkarılan değerlerin geri alınması hedefleniyor. İşlemler şeklen mevzuata uygun görünse bile fonun gerçek menfaatine hizmet etmeyen aktarımlar da düzenleme kapsamında değerlendirilebilecek.

Zarardan öncelikle fonu kuran veya yöneten portföy yönetim şirketi sorumlu olacak. Zararın bu şirketten tamamen ya da kısmen tahsil edilememesi veya tahsilat yapılamayacağının açıkça anlaşılması durumunda, sorumluluğu SPK tarafından belirlenen gerçek ve tüzel kişilere de başvurulabilecek.

Sorumlu kişilerin görevlerinden ayrılmış olması, görev yaptıkları dönemde alınan kararlar ve gerçekleştirilen işlemler nedeniyle doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmayacak.

SPK, her fon bakımından zararın miktarını ve sorumlu kişileri belirleyerek TMSF'ye bildirecek. TMSF ise kamu alacaklarının tahsilinde kullanılan mevzuat kapsamında takip ve tahsil işlemlerini başlatabilecek.

El konulan varlıklar yatırımcıların alacakları için kullanılacak

Fonlarla bağlantılı suç soruşturmalarında, Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri kapsamında malvarlığı değerlerine el konulabilecek. Hukuken doğrudan fona iadesi mümkün olan para ve sermaye piyasası araçları, gerekli yasal kararların alınmasıyla ilgili fona veya geri kazanım hesabına aktarılabilecek.

Doğrudan fona devredilmesi mümkün olmayan malvarlığı değerleri için TMSF kayyım olarak atanabilecek. Kayyım atanması hâlinde TMSF, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nda kendisine tanınan yetkileri kullanabilecek. Malvarlıklarının satışı veya tasfiyesi, kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde dava sonucunun beklenmesine gerek olmaksızın gerçekleştirilebilecek.

Satış ve tasfiye işlemlerinden elde edilen tutarlar, her fon için ayrı ayrı açılan geri kazanım hesaplarında izlenecek.

Yargılama sonunda müsaderesine karar verilen ve suçtan zarar gören fonla bağlantısı mahkeme tarafından belirlenen değerler Hazineye gelir kaydedilmek yerine ilgili fona aktarılacak. Fonun tasfiyesi tamamlanmışsa söz konusu tutar geri kazanım hesabına yatırılacak.

Geri kazanım hesaplarında bulunan paralar yalnızca ilgili fonun tasfiyesi ve yatırımcılara ödeme yapılması amacıyla kullanılabilecek. Bu tutarlar başka amaçlarla değerlendirilemeyecek, teminat gösterilemeyecek ve kamu alacakları da dâhil olmak üzere haczedilemeyecek.

Zorunlu masraflar düşüldükten sonra kalan tutar, tasfiye devam ediyorsa tasfiye işlemlerinden sorumlu kuruluşa, tasfiye tamamlanmışsa Yatırımcı Tazmin Merkezine (YTM) aktarılacak. YTM, ödemeleri yatırımcıların fon katılma payı sahipliği oranlarını dikkate alarak gerçekleştirecek.

Bir yatırımcıya düşen tutarın, işlem maliyetleri dikkate alınarak SPK tarafından belirlenecek asgari ödeme tutarının altında kalması hâlinde para yatırımcı adına izlenecek. Sonraki dağıtımlarda biriken tutar bu hesaba eklenecek ve toplam tutar asgari ödeme sınırına ulaştığında ödeme yapılacak.

Birden fazla fonla bağlantılı olarak geri kazanılan paraların fonlar arasında nasıl paylaştırılacağına ilişkin esasları da SPK belirleyecek.

Yatırımcıların hakları nasıl belirlenecek?

Kanun kapsamında yatırımcıların ödeme hakları, MKK kayıtları ile tasfiye işlemlerinden sorumlu kuruluşların kayıtları esas alınarak belirlenecek. Net yatırım tutarlarının hesaplanmasında yatırımcıların fona yaptığı nakit girişleri ve fondan aldığı nakit çıkışları dikkate alınacak.

Kanunda belirtilen hesaplamalarda, TÜFE ve Yİ-ÜFE değişim oranlarının aritmetik ortalaması ve kıstelyevm yöntemi kullanılabilecek. Kıstelyevm yöntemi, hesaplamanın ilgili süre dikkate alınarak yapılmasını ifade ediyor. Nihai ödeme sırasında daha önce yapılmış ara ödemeler ve diğer hukuki yollarla tahsil edilmiş tutarlar da hesaptan düşülecek.

Tasfiye işlemlerinde MKK, Takasbank, ilgili bankalar, borsa ve diğer kamu kurumları ile finans kuruluşları, yetkili kurumların talep ettiği bilgi ve belgeleri sağlamakla yükümlü olacak.

Ödemelerin miktarı ve zamanı, fonların nakde çevrilebilen varlıklarına, sorumlulardan geri alınabilecek tutarlara, yatırımcıların hesaplanan haklarına ve SPK tarafından belirlenecek uygulama esaslarına göre şekillenecek.

Kanun 17 Eylül 2026'dan itibaren geçerli olacak

7596 sayılı Kanun, 27 Ekim 2026 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bununla birlikte kanun hükümleri, 17 Eylül 2026 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde düzenlendi.

Kanunun uygulanmasına ilişkin ayrıntılı kurallar SPK tarafından hazırlanacak. TMSF'nin görev alanına giren konularda kurumun görüşü alınacak. Kanunda açık hüküm bulunmayan durumlarda ise düzenlemeye aykırı olmayan ilgili mevzuat hükümleri uygulanacak.

Kanunun uygulanmasından Cumhurbaşkanı sorumlu olacak.

Yeni düzenleme, tasfiyesi devam eden belirli yatırım fonlarında yatırımcıların alacaklarının belirlenmesi, fon varlıklarının nakde çevrilmesi ve hukuka aykırı biçimde çıkarılan değerlerin geri kazanılması için kapsamlı bir yasal çerçeve oluşturuyor. Fon zararından sorumlu portföy yönetim şirketlerinin yanı sıra, şartların oluşması hâlinde sorumlu gerçek ve tüzel kişilerin malvarlıklarından da tahsilat yapılabilecek. Geri kazanılan ve el konulan varlıkların yatırımcılara aktarılması için her fon özelinde ayrı hesaplar kullanılacak.

Yatırımcılara yapılacak ödemeler ise fonların mevcut varlıklarına, geri kazanılabilecek tutarlara, hesaplanan hak ve alacaklara ve SPK tarafından belirlenecek uygulama kurallarına bağlı olacak.