Eskişehir’de Tepebaşı Belediyesi, 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü ve 16 Ekim Dünya Gıda Günü kapsamında “Gıda Güvenliğinde Kadın Çiftçinin Rolü” başlıklı panel düzenledi. Yaklaşık 70 kadın çiftçinin katıldığı etkinlikte, kadınların tarımsal üretimdeki görünmeyen emeği, yerel pazarların önemi ve gıdanın güvenli şekilde tüketiciye ulaştırılması ele alındı.

Tepebaşı Belediyesi Kırsal Hizmetler Müdürlüğü tarafından organize edilen panel, Tepebaşı Belediyesi, Ziraat Mühendisleri Odası ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) iş birliğinde Özdilek Sanat Merkezi’nde gerçekleştirildi. Programda, tarladan sofraya uzanan gıda zincirinde üreticilerin ve tüketicilerin sorumlulukları değerlendirilirken kadın çiftçilerin tarımdaki rolünün güçlendirilmesine dikkat çekildi.

Panelin moderatörlüğünü TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder üstlendi. Açılış konuşmasında artan dünya nüfusunun gıda ihtiyacına ve bu ihtiyacın karşılanmasında kadın çiftçilerin önemine değinen Güder, Birleşmiş Milletlerin 2050 yılına ilişkin nüfus öngörülerini paylaştı.

Dünya nüfusunun 8,3 milyara, Türkiye nüfusunun ise yaklaşık 86 milyon 320 bine ulaştığını belirten Güder, 2050 yılında dünya nüfusunun 10 milyara, Türkiye nüfusunun da 100 milyona ulaşmasının beklendiğini söyledi. Güder, bu nüfusun gıda ihtiyacını karşılayabilmek için üretimin yüzde 50 ila 70 oranında artırılmasının öngörüldüğünü ifade etti.

“Yaklaşık 2 milyon kadın çiftçinin 300 bini kayıtlı”

Gıda ihtiyacının nasıl karşılanacağı sorusunun tarımı stratejik bir sektör haline getirdiğini vurgulayan Selma Güder, kadın çiftçilerin sürdürülebilir tarım ve gıda güvencesi açısından önemli bir role sahip olduğunu belirtti.

Ziraat odalarının verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Güder, Türkiye’de yaklaşık 5 milyon çiftçi bulunduğunu, Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı çiftçi sayısının ise yaklaşık 3 milyon olduğunu aktardı. Güder, çiftçilerin yaklaşık 2 milyonunun kadın olduğunu, ancak ÇKS’ye kayıtlı kadın çiftçi sayısının 300 bin civarında kaldığını söyledi.

Kadınların hem tarımsal üretimde hem de aile yaşamında önemli sorumluluklar üstlendiğini ifade eden Güder, kadın emeğinin görünürlüğünün artırılması ve üreticilerin desteklenmesinin önemine dikkat çekti.

Kadın emeği, kooperatifler ve yerel pazarlar ele alındı

Panelde Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü’nden Prof. Dr. Fatma Handan Giray, aynı fakültenin Gıda Mühendisliği Bölümü’nden Doç. Dr. Onur Ketenoglu ve Gıda Mühendisleri Odası Eskişehir İl Temsilcisi Tolga Güdelek de konuşmacı olarak yer aldı.

Eskişehir’de hayatını kaybeden berber ve kuaförler dualarla anıldı
Eskişehir’de hayatını kaybeden berber ve kuaförler dualarla anıldı
İçeriği Görüntüle

Prof. Dr. Fatma Handan Giray, alternatif tarım ve gıda sistemleri ile tedarik zincirinin işleyişi hakkında değerlendirmelerde bulundu. Kadınların üretim sürecindeki görünmeyen emeğine dikkat çeken Giray, kooperatiflerin yerel üretimin desteklenmesi ve üreticilerin pazara erişiminin güçlendirilmesindeki rolünü ele aldı.

Giray ayrıca Tepebaşı Belediyesi Kadın Üreticiler Satış Noktası’nı da içeren uygulama modeli ve yönetişim yaklaşımlarının SERIGO ve BLUMI-Med adlı uluslararası projeler kapsamında incelendiğini aktardı.

Doç. Dr. Onur Ketenoglu ise gıda güvencesi ile gıda güvenliği arasındaki ilişkiyi değerlendirdi. Yerel pazarlarda açıkta satıştan ürün bilgisi ve etiketlemeye kadar uzanan süreçte ortaya çıkabilecek riskleri anlatan Ketenoglu, güvenli gıdanın üreticiden tüketiciye kadar uzanan zincirin her aşamasında korunması gerektiğini vurguladı.

Gıda Mühendisleri Odası Eskişehir İl Temsilcisi Tolga Güdelek de “Tarladan Çatala” başlıklı sunumunda perakende sektöründeki gıda tedarik zincirini ele aldı. Güdelek, gıda güvenliği ve izlenebilirlik konularına ilişkin değerlendirmelerini katılımcılarla paylaştı.

Kadın çiftçilerin üretimdeki emeğinin görünür kılınması, yerel üretim ve pazarların desteklenmesi, kooperatiflerin güçlendirilmesi ve güvenli gıdaya erişimin yaygınlaştırılması konularının ele alındığı panelde, gıda güvenliğinin tüm toplumun ortak sorumluluğu olduğu vurgulandı.