Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanı Fesih Bingöl, Türkiye’de yaklaşık iki yıldır devam eden ve kamuoyunda “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırılan sürece ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Sürecin bölgedeki gelişmelerden bağımsız ele alınamayacağını belirten Bingöl, partisinin çerçeve yasaya verdiği “şartlı evet” oyunun iktidara verilmiş bir güven oyu olmadığını vurguladı.
Bingöl, Türkiye’nin bölgesel gelişmeler karşısında ekonomik ve siyasi bağımsızlığının yanı sıra iç huzur, güvenlik, toplumsal dayanışma ve stratejik bağımsızlığını güçlendirmesi gerektiğini söyledi.
Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanı Fesih Bingöl, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin değerlendirmesinde, Türkiye’nin içerisinde bulunduğu sürecin bölgedeki gelişmelerden ayrı düşünülemeyeceğini ifade etti.
“Türkiye’nin iç kırılganlıkları ortadan kaldırılmalı”
Bingöl, İsrail’in 2023 yılından bu yana askeri ve diplomatik alandaki hareket alanının giderek genişlediğini savunarak, bölge ülkelerinin yaşanan gelişmeler karşısındaki tutumlarının da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
İsrail’in bölgedeki politikalarının Türkiye açısından doğrudan tehdit oluşturduğunu ifade eden Bingöl, Türkiye’nin bu tablo karşısında dış müdahalelere ve bölgesel hesaplara açık hale gelebilecek iç kırılganlıklarını ortadan kaldırması gerektiğini belirtti.
Bingöl, ekonomik ve siyasi bağımsızlığın yanı sıra üretim ve kalkınmanın da önemli olduğunu ancak bunların tek başına yeterli olmayacağını dile getirdi.
İç huzurun ve güvenliğin sağlanması, toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesi ve ülkede istikrarlı bir zeminin oluşturulmasının da aynı derecede önemli olduğunu belirten Bingöl, Türkiye’nin kendi istikrarını kendi iradesiyle koruyabilecek bir stratejik bağımsızlığa ihtiyaç duyduğunu söyledi.
“659 gündür bu süreç değerlendiriliyor”
“Terörsüz Türkiye” sürecinin bir anda ortaya çıkmış veya kısa sürede sonuçlandırılmış bir süreç olmadığını ifade eden Bingöl, 1 Ekim 2024 tarihinde TBMM’de başlayan yeni siyasi sürecin üzerinden 659 gün geçtiğini söyledi.
Bu süre içerisinde Saadet Partisi olarak çeşitli teknik ve hukuki raporları incelediklerini, uzmanların görüşlerine başvurduklarını ve sürecin farklı boyutlarını değerlendirdiklerini aktaran Bingöl, siyasi, hukuki, güvenlik ve toplumsal boyutların birlikte ele alındığını ifade etti.
Bingöl, sürecin başlangıcından itibaren partisinin kaygılarını açık şekilde dile getirdiğini, bununla birlikte yapıcı eleştiriler ve çözüm önerileri de ortaya koyduğunu söyledi.
Komisyon çalışmalarında ve diğer görüşmelerde Türkiye’nin istikrarı, giderek artan İsrail tehdidi ve toplumdaki kamplaşma tehlikesi konusunda uyarılarda bulunduklarını belirten Bingöl, yapılan değerlendirmelerin ardından Saadet Partisi olarak Türkiye açısından “şartlı ve sorumluluk sahibi bir evet” tutumunu benimsediklerini ifade etti.
Çerçeve yasa için “şartlı evet” açıklaması
Bingöl, kamuoyunda çerçeve yasaya ilişkin farklı yorumların bulunduğuna dikkat çekerek, böylesine önemli bir konunun söylentiler, sosyal medya paylaşımları veya siyasi değerlendirmeler üzerinden değil, doğrudan kanun hükümleri üzerinden ele alınması gerektiğini söyledi.
Yapılan teknik ve hukuki incelemeler sonucunda kamuoyunda oluşan bazı kanaatlerin açıklığa kavuşturulması gerektiğini ifade eden Bingöl, partisinin yasa konusunda yaptığı değerlendirmeleri kamuoyuyla paylaştı.
Bingöl’ün açıklamalarına göre çerçeve yasada PKK ve KCK terör örgütü olarak tanımlanmaya devam ediyor. Bingöl ayrıca Abdullah Öcalan’a herhangi bir siyasi veya hukuki statü verilmediğini belirtti.
Kanunda federasyon, özerklik, ayrı bölgesel statü, vatandaşlık tanımının değiştirilmesi veya ayrı egemenlik alanı gibi anayasal ve siyasi taleplerin bulunmadığını ifade eden Bingöl, düzenlemede genel af olmadığını da söyledi.
“Yararlanma otomatik değil”
Bingöl, düzenlemeden yararlanmanın otomatik olmadığını belirterek, kişilerin kanundan yararlanabilmek için belirlenen süre içerisinde yazılı başvuruda bulunması gerektiğini söyledi.
Düzenlemeden yararlanma imkanının sınırsız ve sürekli olmadığını ifade eden Bingöl, altı aylık başvuru süresine dikkat çekti.
Bingöl, “MGK kararının yayımlanmasının ardından altı aylık süre içerisinde yazılı başvuruların alınmasıyla birlikte süreç başlamış olur” dedi.
Tekrar terör suçuna karışılması halinde yararlanma hakkının ortadan kalkacağını belirten Bingöl, sürecin örgüt üyelerinin başvurusu ile birlikte silah ve mühimmatların teslim edilmesi veya bunların bulunduğu yerin beyan edilmesi şartına bağlandığını ifade etti.
“Bu evet, iktidara verilmiş güven oyu değil”
Saadet Partisi’nin çerçeve yasaya verdiği desteğin iktidara yönelik bir güven oyu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini özellikle vurgulayan Bingöl, partisinin tutumunun doğrudan sürecin kendisine ilişkin olduğunu söyledi.
Bingöl, önlerinde terör örgütünün silah bırakmasını, kendisini tasfiye etmesini ve meselenin TBMM ile hukuk zemininde ele alınmasını öngören bir süreç bulunduğunu belirtti.
Sırf iktidara duyulan güvensizlik nedeniyle silahların susmasına “hayır” demenin doğru olmayacağını ifade eden Bingöl, Saadet Partisi’nin bu nedenle sürece şartlı destek verdiğini söyledi.
Bingöl, bu tutumun arkasındaki temel gerekçelerden birinin de yeni bir can kaybının yaşanmaması olduğunu belirterek, “Bir evladımız daha toprağa düşmesin diye bu sürece dikkatle yaklaşmayı tercih ettik” dedi.
“AK Parti’ye güvenmediğimiz için süreci denetimsiz bırakamayız”
Bingöl, AK Parti’ye yönelik siyasi eleştirilerinin devam ettiğini ancak iktidara duyulan güvensizliğin, terörün sona erdirilmesi yönünde ortaya çıkan bir imkânın tamamen reddedilmesine gerekçe yapılmaması gerektiğini söyledi.
Bingöl, “AK Partiye güvenmediğimiz için risklere rağmen oluşan bir imkânı reddetmek doğru değildir. AK Partiye güvenmediğimiz için bu süreci denetimsiz bırakamayız” ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte iktidarın hukuk ve demokrasi siciline yönelik itirazlarının devam ettiğini belirten Bingöl, Saadet Partisi’nin bu konudaki eleştirilerinin ortadan kalkmadığını özellikle vurguladı.
Bingöl, çerçeve yasaya verilen “evet” oyunun AK Parti hükümetine verilmiş bir güven oyu olmadığını belirterek, partisinin muhalefet görevini sürdürmeye devam edeceğini söyledi.
“Saadet Partisi Türkiye’nin yönetimine taliptir”
Saadet Partisi’nin yalnızca mevcut siyasi gündem üzerinden hareket etmediğini belirten Bingöl, partisinin Türkiye’nin yönetimine talip olduğunu söyledi.
Türkiye’nin herhangi bir siyasi partiye veya ittifaka terk edilemeyecek kadar büyük ve kıymetli bir ülke olduğunu ifade eden Bingöl, Saadet Partisi’nin Türkiye’nin bütün sorunlarına ilişkin söz söylemeye ve çözüm üretmeye devam edeceğini belirtti.
Bingöl, partisinin hedeflerinden birinin bölgesel gelişmeler karşısında Türkiye’nin önündeki tehditlere karşı daha güçlü bir konum oluşturmak olduğunu ifade ederek, “Amacımız Arz-ı Mevud yoluna bir engel daha koyabilmektir. Saadet Partisi olarak hayra motor, şerre fren olmak istiyoruz” dedi.
“Türkiye’nin meselelerini Cumhur İttifakı’nın insafına bırakmayız”
Türkiye’nin çözüm bekleyen çok sayıda sorunu bulunduğunu belirten Bingöl, Saadet Partisi’nin bu sorunların her biri üzerinde istişare etmeye ve sorumluluk almaya devam edeceğini söyledi.
Türkiye’nin meselelerinin yalnızca AK Parti veya Cumhur İttifakı üzerinden değerlendirilmesine karşı olduklarını belirten Bingöl, sorunların çözümünün herhangi bir siyasi partinin değil, milletin ortak iradesinin ortaya koyacağı bir anlayışla mümkün olabileceğini savundu.
Bingöl, “Türkiye’nin meselelerini AK Partinin veya Cumhur İttifakının insafına bırakmak gibi bir anlayışımız yoktur. Sorunların çözümü de herhangi bir siyasi parti değil, milletimizin ortak iradesidir” ifadelerini kullandı.
“Daha fazla kenetlenmeliyiz”
Açıklamasının sonunda teşkilatlara da mesaj veren Bingöl, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorunlar karşısında toplumsal ve siyasi dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Saadet Partisi teşkilatlarının daha fazla çalışması, teşkilatlar arasındaki dayanışmanın güçlendirilmesi ve vatandaşlarla daha güçlü bağ kurulması gerektiğini ifade eden Bingöl, “Bu nedenle bugün bize düşen daha fazla kenetlenmek, teşkilatlarımız arasındaki dayanışmayı diriltmek ve her zamankinden daha büyük bir gayretle çalışmaktır” dedi.
Bingöl’ün açıklamaları, Saadet Partisi’nin “Terörsüz Türkiye” sürecine yönelik desteğini iktidara verilen bir siyasi destekten ayrı tuttuğunu, süreci terörün sona erdirilmesi ve silahların susması açısından değerlendirdiğini ortaya koydu. Parti yönetimi, bir yandan sürece ilişkin şartlı desteğini sürdürürken diğer yandan iktidarın hukuk, demokrasi ve yönetim anlayışına yönelik eleştirilerinin devam edeceği mesajını verdi.




