İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, Türkiye’de son dönemde yaşanan ölümler, intiharlar, okul saldırıları ve kamuoyunda soru işaretlerine neden olan olaylara ilişkin açıklama yaptı. Güvenlik, adalet ve sosyal devlet mekanizmalarının işleyişine yönelik eleştirilerde bulunan Ulucan, ilgili bakanlıklara olayların tüm yönleriyle araştırılması çağrısında bulundu.
Yaşanan olaylar üzerinden kimseyi peşinen suçlamadıklarını ve mahkeme kararı olmadan kimse hakkında hüküm vermediklerini belirten Ulucan, buna karşın kamuoyunun yanıt beklediği soruların açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledi.
“Bugünün faili meçhulleri ne olacak?”
Geçmişteki faili meçhul olayların araştırılmasının önemli olduğunu ifade eden Ulucan, günümüzde yaşanan şüpheli ölümlerin, saldırıların ve ihmallerin de aynı kararlılıkla ele alınması gerektiğini dile getirdi.
Ulucan, açıklamasında şu soruları yöneltti:
“Bugünün faili meçhulleri ne olacak? Bugünün şüpheli ölümleri ne olacak? Bugünün intiharları neden artıyor? Bugünün cinayetleri neden yaşanıyor? Polislerimiz neden görev başında şehit oluyor? Okullarımızda çocuklarımız neden bıçaklı saldırıların hedefi haline geliyor?”
Her olayın ardından açıklama yapılmasının yeterli olmadığını belirten Ulucan, hükümetin sorumluluğunun yalnızca açıklama yapmak değil, sonuç üretmek olduğunu kaydetti.
Okullardaki saldırılar için güvenlik çağrısı
İstanbul’un Esenyurt ve Başakşehir ilçelerindeki okullarda yaşanan silahlı ve bıçaklı saldırılara değinen Ulucan, öğrencilerin ve öğretmenlerin güvenliğinin sağlanması gerektiğini vurguladı.
Okulların çocukların güven içinde eğitim alması gereken yerler olduğunu belirten Ulucan, saldırıların nasıl gerçekleştiğinin, güvenlik önlemlerinin yeterliliğinin ve benzer olayların önlenmesi için hangi adımların atıldığının açıklığa kavuşturulmasını istedi.
Ulucan, okul güvenliğinin yalnızca saldırıyı gerçekleştiren kişilerin sorumluluğuna indirgenemeyeceğini ifade ederek güvenlik açıklarının ve varsa ihmallerin araştırılması çağrısında bulundu.
“Son 10 ayda 73 polis intihar etti” iddiası
Polislerin çalışma koşulları ve güvenliği konusunu da gündeme getiren Ulucan, son 10 ayda 73 polisin intihar ettiği yönündeki açıklamalara dikkat çekti.
Her bir ölümün geride büyük acılar bıraktığını belirten Ulucan, emniyet mensuplarının karşı karşıya kaldığı risklerin ve intihar vakalarının nedenlerinin araştırılması gerektiğini söyledi.
Ulucan ayrıca görev başında hayatını kaybeden polisler için başsağlığı dileklerini ileterek güvenlik güçlerinin korunmasına yönelik tedbirlerin eksiksiz uygulanmasını istedi.
Eskişehir’de kendisini yakan vatandaşın durumunu gündeme getirdi
Eskişehir’de kendisini yakan vatandaşın durumuna da değinen Ulucan, olayın yalnızca bireysel bir mesele olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.
Vatandaşın hangi koşullar altında bu noktaya geldiğinin ve sosyal destek mekanizmalarının zamanında devreye girip girmediğinin araştırılması gerektiğini belirten Ulucan, ekonomik, sosyal ve psikolojik sorunların göz ardı edilmemesi çağrısında bulundu.
Ulucan, vatandaşların sorunlarını çözebilmek için kendilerine zarar vermek zorunda hissetmedikleri, sosyal devlet mekanizmalarının etkin biçimde işlediği bir sistemin önemini vurguladı.
Kozinoğlu dosyası ve şüpheli ölümler için açıklık istedi
Kaşif Kozinoğlu’nun 2011 yılında cezaevinde hayatını kaybetmesine ilişkin dosyanın yeniden açılmasını değerlendiren Ulucan, soruşturmanın önemine işaret etti.
Kozinoğlu’nun cezaevindeki döneminde görev yapan ve soruşturma kapsamında gözaltına alındıktan sonra adli kontrolle serbest bırakıldığı belirtilen doktor Turgay Tamer’in evinde ölü bulunmasının da kamuoyunda yeni sorular doğurduğunu ifade etti.
Ulucan, fon soruşturmasında adı geçen Ali Emre Ballı’nın aracında silahla ölü bulunmasına ilişkin olayın da tüm yönleriyle aydınlatılması gerektiğini söyledi.
Bu olayların birbirleriyle bağlantılı olduğuna ilişkin kesin bir yargıda bulunmadıklarını belirten Ulucan, olası bağlantıların bulunup bulunmadığının bilimsel ve hukuki delillerle ortaya konulmasını istedi.
“Biz suçlamak değil, adalet istiyoruz”
Hukuk devletinin görevinin şüpheleri gidermek ve maddi gerçeği ortaya çıkarmak olduğunu belirten Ulucan; kamera kayıtlarının, telefon trafik kayıtlarının, adli tıp incelemelerinin ve tanık ifadelerinin titizlikle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Ulucan, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı ve ilgili kurumlara çağrıda bulunarak şüpheli ölümlerin, okul saldırılarının ve güvenlik açıklarının kapsamlı biçimde incelenmesini istedi.
Açıklamasında, “Bizim istediğimiz intikam değil. Bizim istediğimiz suçlamak değil. Bizim istediğimiz siyasi hesaplaşma hiç değil. Biz adalet istiyoruz. Güvenlik istiyoruz. Çocuklarımızın okullarda korkmadan eğitim görmesini istiyoruz. Polislerimizin görev başında korunmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.
“Liyakat sadakate, adalet ayrıcalığa teslim edilemez”
Ulucan, açıklamasının son bölümünde devlet kurumlarına duyulan güvenin korunması, kamu kaynaklarına ilişkin şeffaflığın sağlanması ve ihmal iddialarının üzerine gidilmesi gerektiğini belirtti.
Liyakat, adalet ve kamu yararının önemine dikkat çeken Ulucan, hesap sorulmamasının cezasızlık algısını büyüteceğini ve kurumlara duyulan güveni zedeleyeceğini ifade etti.
Mehmet Akif Ersoy’un adalet anlayışını anlatan dizelerini de hatırlatan Ulucan, devletin vatandaşına yalnızca şüphe etmemesini söylemek yerine şüphelerini giderecek delilleri ortaya koyması gerektiğini savundu.
Ulucan, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Devlet, yalnızca olaylardan sonra açıklama yapan değil, olaylar yaşanmadan önce tedbir alan bir devlet olmalıdır. Devlet, yalnızca taziye mesajı yayımlayan değil, vatandaşının canını koruyan bir devlet olmalıdır. Çünkü adalet yalnızca mahkeme salonlarında değil, kamu vicdanında da tecelli etmek zorundadır.”




