Türkiye’nin Yapay Zekâ Yol Haritası Açıklandı: 2030 Hedefleri Dikkat Çekti
Türkiye’nin Yapay Zekâ Yol Haritası Açıklandı: 2030 Hedefleri Dikkat Çekti
İçeriği Görüntüle

ABD'nin deneysel havacılık projelerinden X-uçakları, yeni nesil hava araçlarının geliştirilmesinde kullanılmaya devam ediyor. Bu projelerin son örneklerinden biri olan X-59 ise süpersonik uçuşları yeniden günlük hava ulaşımının bir parçası haline getirebilecek teknolojiyi test ediyor.

NASA'nın geliştirdiği X-59'un en dikkat çekici özelliği, uçağın gövdesinin önemli bölümünü oluşturan uzun ve sivri burnu. Tasarımın temel amacı, ses hızının aşılması sırasında ortaya çıkan güçlü sonik patlamayı azaltmak.

Concorde'un önündeki en büyük engellerden biriydi

Ses duvarının aşılması sırasında oluşan şok dalgaları, geçmişte süpersonik yolcu uçaklarının kullanımını sınırlayan başlıca sorunlardan biri oldu. Concorde, bu nedenle özellikle karalar üzerindeki uçuşlarda önemli kısıtlamalarla karşılaştı.

NASA ise X-59 ile bu soruna farklı bir yaklaşım getiriyor. Uçağın aerodinamik yapısı sayesinde sonik patlamanın şiddetinin azaltılması ve yerde bulunan insanların bunu daha hafif bir ses olarak algılaması hedefleniyor.

NASA'nın çalışmasında yalnızca teknik veriler değil, insanların bu sesi nasıl algıladığı da değerlendiriliyor. X-59'un yaklaşık saatte 660 mil hızla, yani ses hızını aşarak gerçekleştireceği uçuşlarda oluşan sesin toplum tarafından ne ölçüde kabul edilebilir olduğu araştırılacak.

X-uçaklarının geçmişi 1940'lara uzanıyor

X-59, NASA ve ABD'nin onlarca yıllık deneysel uçak programının devamı niteliğinde.

1947'de Bell X-1, test pilotu Chuck Yeager tarafından uçurularak ses duvarını aşan ilk uçak oldu. Daha sonra X-15 gibi deneysel araçlarla çok yüksek hızlar ve yüksek sıcaklıklara dayanıklı malzemeler test edildi.

X-15, saatte yaklaşık 4 bin 520 mile ulaşarak Mach 6,7 seviyesine çıktı. Bu uçuşlarda elde edilen veriler, daha sonraki uzay araçlarının geliştirilmesinde kullanılan teknolojilerin önünü açtı.

X-59'un parçaları farklı uçaklardan

X-59'un geliştirilmesinde daha önce kullanılan uçak teknolojilerinden de yararlanıldı. Kokpit ve fırlatma koltuğunda T-38 eğitim uçağından, iniş takımında ise F-16'dan yararlanılırken motor olarak F/A-18'de kullanılan bir motor tercih edildi.

Uçağın tasarımı nedeniyle pilotun doğrudan ileriye görüşü oldukça sınırlı. Bu nedenle pilotun önündeki ekran, uçağın burnuna yerleştirilen kamera ve bilgisayar sistemlerinden gelen görüntüyü kullanıyor.

X-59 ilk uçuşunu 2025'te gerçekleştirdi ve NASA'nın planları kapsamında farklı bölgelerde süpersonik uçuş testlerinin yapılması bekleniyor.

Drone'lar X-uçaklarının yerini alabilir mi?

Havacılık teknolojisindeki en önemli değişimlerden biri ise insansız hava araçlarının hızlı gelişimi. Özellikle son yıllarda daha küçük ve daha düşük maliyetli drone'ların farklı görevlerde kullanılması, deneysel uçakların geleceği konusunda yeni bir tartışma başlattı.

NASA da geçmişte insansız deneysel uçaklar geliştirdi. X-48, kanat ve gövdenin tek bir aerodinamik yapı oluşturduğu "blended wing body" tasarımını test etmek amacıyla kullanılan küçük ölçekli bir deneysel uçaktı.

NASA'nın X-uçakları programında görev yapan Peter Coen'e göre gelecekteki bazı deneysel uçakların mürettebatsız olması mümkün. Ancak bunun her proje için daha ekonomik veya daha uygun bir seçenek olduğu düşünülmüyor.

Test pilotlarının rolü devam ediyor

Havacılık uzmanları, drone teknolojisinin gelişmesine rağmen test pilotlarının tamamen devre dışı kalmasının bazı önemli verilerin kaybedilmesine neden olabileceğini belirtiyor.

Cranfield Üniversitesi'nden uçuş testi ve değerlendirme profesörü Guy Gratton, özellikle insan taşıyan uçakların geliştirilmesinde pilotların deneyiminin önemini vurguluyor.

Çünkü bir test pilotu yalnızca uçağın ölçülebilir teknik verilerini değerlendirmiyor; uçuş sırasında ortaya çıkan ve önceden modellenmesi zor olan davranışları da doğrudan gözlemleyebiliyor.

İnsansız bir test aracında ise uçağın kontrolü ve elde edilen verilerin değerlendirilmesi için yerde daha geniş bir ekibe ihtiyaç duyulabiliyor.

Yeni savaş uçaklarında da test uçakları gündemde

X-uçaklarının kullanım alanı yalnızca sivil havacılıkla sınırlı değil. İngiltere'de BAE Systems tarafından yürütülen yeni bir teknoloji göstericisi projesi de geleceğin savaş uçaklarında kullanılabilecek teknolojileri test etmeyi amaçlıyor.

Rolls-Royce dahil yaklaşık 100 İngiliz tedarikçinin yer aldığı proje kapsamında geliştirilecek teknoloji göstericisinin 2028'de uçması planlanıyor.

Projenin, İngiltere, İtalya ve Japonya'nın ortak yürüttüğü Küresel Muharebe Hava Programı (GCAP) kapsamında 2030'lu yıllarda geliştirilecek yeni nesil savaş uçağı teknolojilerine katkı sağlaması bekleniyor.

Drone çağı X-uçaklarını ortadan kaldıracak mı?

Drone'ların maliyet, operasyon ve kullanım alanlarında sağladığı avantajlara rağmen deneysel uçakların tamamen ortadan kalkması beklenmiyor.

Çünkü X-uçaklarının temel amacı bir operasyonu gerçekleştirmekten çok, henüz kanıtlanmamış bir teknolojiyi gerçek uçuş koşullarında test etmek.

Bu nedenle geleceğin deneysel uçaklarında insansız sistemlerin ağırlığının artması beklenirken, özellikle insanlı uçakların tasarımı ve güvenlik testlerinde test pilotlarının rolünün bir süre daha devam edeceği değerlendiriliyor.