Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avcı, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin yıl dönümünde yaptığı açıklamada darbe, vesayet ve dış müdahale mesajı verdi. Avcı, Türkiye’nin geleceğini yalnızca Türk milletinin belirlemesi gerektiğini söyledi.
12 Eylül 1980’in demokrasi, millet iradesi ve Cumhuriyet açısından karanlık bir dönem olduğunu belirten Avcı, darbenin ardından Meclisin kapatıldığını, siyasi partilerin dağıtıldığını, insanların işkencelerden geçirildiğini ve gençlerin idam edildiğini ifade etti.
“12 Eylül yalnızca bir tarih değildir” diyen Avcı, darbenin demokrasiye indirilen darbenin, millet iradesine vurulan zincirin ve Cumhuriyet üzerine düşürülen karanlığın adı olduğunu söyledi.
“12 Eylül gerçekten geride mi kaldı?”
Avcı, aradan yıllar geçmesine rağmen 12 Eylül’ün baskıcı zihniyetinden geriye kalanlarla yüzleşilmesi gerektiğini savundu.
Avcı, “Bir ülkede sandık varsa ama hukuk tartışılıyorsa, seçim varsa ama milli iradenin itibarı tartışmaya açılıyorsa, Cumhuriyet varsa ama laiklik hedef haline getiriliyorsa, demokrasi varsa ama eleştirenin, sorgulayanın ve itiraz edenin sesi kısılmaya çalışılıyorsa 12 Eylül’ün baskıcı zihniyetinden geriye kalanlarla yüzleşmek zorundayız” dedi.
12 Eylül’ü anlamanın yalnızca geçmişte yaşanan acıları anmak olmadığını belirten Avcı, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir daha hiçbir gücün “bizim çocukları” olmayacağının ilan edilmesi gerektiğini söyledi.
“Dostluk başka şeydir, bağımlılık başka şeydir”
Açıklamasında Türkiye’nin bağımsızlığına vurgu yapan Avcı, farklı ülkelerle ilişkilerde dostluk ve ittifak ile bağımlılık ve teslimiyetin birbirinden ayrılması gerektiğini ifade etti.
Avcı, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren açıklamalarının da dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Dostluk başka şeydir, bağımlılık başka şeydir. İttifak başka şeydir, teslimiyet başka şeydir. Diplomasi başka şeydir, Türkiye’nin geleceği hakkında başkalarının hesap yapmasına sessiz kalmak başka şeydir” diyen Avcı, Türkiye’nin hiçbir yabancı gücün siyasi laboratuvarı veya bölgesel projenin taşeronu olmadığını savundu.
Avcı, Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsız bir devlet olduğunu belirterek, ülkenin geleceğine ilişkin kararların Türk milleti tarafından verilmesi gerektiğini söyledi.
“Cumhuriyeti gündelik siyasi hesaplara kurban edemezsiniz”
Siyaset yapanlara da çağrıda bulunan Avcı, Cumhuriyetin savunulmasının günübirlik siyasetin konusu olmadığını ifade etti.
Avcı, “Atatürk’ü yalnızca seçim meydanlarında hatırlayıp Cumhuriyetin temel değerlerini gündelik siyasi hesaplara kurban edemezsiniz. Demokrasiyi yalnızca işinize geldiğinde savunamazsınız. Milli iradeyi yalnızca kendi iradenizle aynı sonuç çıktığında kutsayamazsınız. Hukuku yalnızca kendiniz için isteyemezsiniz. Laikliği yok sayıp çağdaş Türkiye’den söz edemezsiniz” ifadelerini kullandı.
12 Eylül’e karşı çıkarken dönemin baskıcı anlayışlarına bugün de göz yumulmaması gerektiğini belirten Avcı, darbeye, vesayete, antidemokratik müdahalelere ve Türkiye’nin iç işlerine yönelik emperyal hesaplara karşı olduklarını söyledi.
“Türkiye’nin geleceğini yalnızca Türk Milleti belirleyecektir”
ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avcı, açıklamasında Atatürkçü düşünce, Cumhuriyet, laiklik, demokrasi ve tam bağımsızlık vurgusu yaptı.
Avcı, “Bu millet darbelerden çok çekti. Bu ülke vesayetlerden çok çekti. Bu Cumhuriyet, kendi evlatlarının birbirine düşman edilmesinden çok çekti. Artık yeter” dedi.
Türkiye’nin geleceğini ne darbelerin ne vesayet odaklarının ne de yabancı güçlerin Türkiye üzerine kurduğu hesapların belirlemesi gerektiğini ifade eden Avcı, “Bu ülkenin geleceğini yalnızca ve yalnızca Türk Milleti belirleyecektir” diye konuştu.
Cumhuriyetin geçici siyasi hesaplardan, makam hırslarından, dış baskılardan ve demokrasi dışı müdahalelerden daha büyük olduğunu söyleyen Avcı, “Cumhuriyet kimsenin makamı değil, milletin namusudur. Demokrasi kimsenin lütfu değil, milletin hakkıdır. Atatürk ilke ve devrimleri geçmişin değil, Türkiye’nin geleceğinin teminatıdır” ifadelerini kullandı.
Avcı açıklamasını, “Bu ülkede artık kimsenin ‘bizim çocukları’ yoktur. Bu ülkenin sahibi, Türk Milletidir. Ne darbe. Ne vesayet. Ne teslimiyet. Yaşasın Tam Bağımsız, Laik ve Demokratik Türkiye Cumhuriyeti” sözleriyle tamamladı.




