Türkiye’nin nüfus yapısındaki dönüşüm, II. Yaşlılık Şûrası’nda yapılan değerlendirmelerle bir kez daha gündeme geldi. Yapılan konuşmalarda, yaşlanmanın artık göz ardı edilemeyecek bir toplumsal gerçeklik haline geldiği ifade edildi.

TÜİK verilerine göre 2025 yılı itibarıyla 65 yaş ve üzeri nüfus oranının yüzde 11,1’e ulaştığına dikkat çekilirken, bu oranın Türkiye’yi “çok yaşlı toplum” kategorisine taşıdığı belirtildi. Doğurganlık hızındaki düşüş ve ortanca yaşın yükselmesiyle birlikte nüfus yapısında önemli bir değişim yaşandığı vurgulandı.

Uzmanlar, bu dönüşümün yalnızca nüfus verileriyle sınırlı olmadığını; sosyal güvenlikten sağlık sistemine, ekonomik dengelerden toplumsal yapıya kadar geniş bir etki alanı oluşturduğunu ifade etti. Özellikle uzun dönem bakım ihtiyacının artması ve kamu maliyesi üzerindeki yükün büyümesi, planlama gereksinimini daha da artırıyor.

Konuşmalarda aile yapısının önemi de öne çıktı. Güçlü aile bağlarının, demografik denge ve toplumsal dayanıklılık açısından kritik bir rol oynadığı belirtilirken, kuşaklar arası dayanışmanın korunması gerektiği vurgulandı.

Cumhurbaşkanlığı tarafından 2025 yılının “Aile Yılı” ilan edilmesi ve 2026-2035 döneminin “Aile ve Nüfus 10 Yılı” olarak belirlenmesinin, bu alandaki kararlı yaklaşımı ortaya koyduğu ifade edildi.

Yılmaz Büyükerşen'den Partililere Moral: “CHP Gücünü Tarihinden Alıyor”
Yılmaz Büyükerşen'den Partililere Moral: “CHP Gücünü Tarihinden Alıyor”
İçeriği Görüntüle

Şûra kapsamında; aktif yaşlanma, yaşlı dostu şehirler, dijitalleşme ve afetlere karşı hazırlık gibi başlıklar ele alınırken, yaşlanmanın doğru politikalarla yönetildiğinde toplumsal bir avantaja dönüşebileceği dile getirildi.

Toplantıda ayrıca şûraların, farklı kesimlerin bir araya gelerek ortak çözüm üretmesine imkân tanıyan önemli platformlar olduğu hatırlatıldı.

II. Yaşlılık Şûrası’ndan çıkacak sonuçların, Türkiye’nin gelecekteki nüfus politikalarına yön vermesi bekleniyor.