Eskişehir’de Kurşunlu Külliyesi’nin geleceğine ilişkin tartışma büyürken Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’tan dikkat çeken bir açıklama geldi. Odunpazarı Belediye Meclisinde konuşan Kurt, Kaymakamlığın iki gün arayla gönderdiği farklı içerikteki yazılara tepki göstererek tahliye sürecini eleştirdi. Mahkeme kararının beklenmesi gerektiğini savunan Kurt, “Türkiye’ye, Eskişehir’e ilan ediyorum. Biz hiç kimseye bir şey teslim etmiyoruz” ifadelerini kullandı.
Kurt’un açıklaması, Odunpazarı Kaymakamlığının 30 Ekim’de durdurduğunu bildirdiği tahliye işlemi için 2 Kasım’da yeniden yazı göndermesinin ardından geldi. Yeni yazıda Kurşunlu Külliyesi’nin 3 Kasım Salı günü saat 11.00’de Kütahya Vakıflar Bölge Müdürlüğüne teslim edilmesi istendi. Odunpazarı Belediyesinin açıklamasında da yeni yazı kamuoyuyla paylaşıldı.
“İki günde ne değişti?”
Kaymakamlığın 30 Ekim tarihli ilk yazısında, Odunpazarı Belediyesinin tahliye işlemine karşı Eskişehir 1. İdare Mahkemesinde dava açtığı belirtilmişti. Mahkemenin 26 Ekim 2026 tarihli ara kararına atıfta bulunulan yazıda, yürütmeyi durdurma talebi hakkında karar verilinceye kadar tahliye işleminin durdurulduğu bildirilmişti.
Ancak Kütahya Vakıflar Bölge Müdürlüğünün 30 Ekim tarihli yeni talebinin ardından Kaymakamlık, 2 Kasım’da belediyeye ikinci bir yazı gönderdi. Bu yazıda Vakıflar Bölge Müdürlüğünün tahliyenin önünde hukuki engel bulunmadığı yönündeki görüşüne yer verilerek külliyenin 3 Kasım saat 11.00’de teslim edilmesi istendi.
Kurt, iki gün içinde yaşanan değişikliğe tepki göstererek Kaymakamlığın ilk kararını doğru, vicdani ve insani bulduğunu söyledi. İlk yazıyla mahkemenin değerlendirmesinin bekleneceğinin bildirildiğini hatırlatan Kurt, daha sonra kararın değişmesinin siyasi baskılardan kaynaklandığını öne sürdü.
Kurt, “Ne olduysa üç günde Adalet ve Kalkınma Partililer birbirine girdi. O onu dedi, bu bunu dedi, öteki şunu dedi. Yapılan baskılar bugün sabah saat 09.00’da Kaymakam Bey’in kararını değiştirmesine sebep oldu ve ‘Yarın boşaltacağım’ dedi” ifadelerini kullandı.
“Biz hiç kimseye bir şey teslim etmiyoruz”
Konuşmasının en dikkat çeken bölümünde tahliye kararına karşı tavrını açıklayan Kurt, belediyenin kimseye teslim yapmayacağını söyledi.
Kurt, “Ben şu anda bütün Türkiye’ye, bütün Eskişehir’e ilan ediyorum. Biz hiç kimseye bir şey teslim etmiyoruz. Kim alıyorsa alsın, nasıl alıyorsa alsın ama bunların hesabını sorarız. Bunların hesabını sorarız” dedi.
Mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı vermemiş olması nedeniyle önceki süreçteki gibi hareket edemediklerini belirten Kurt, hukuki kararın beklenmesi gerektiğini savundu. “Şimdi yürütmeyi durdurma kararımız olmadığı için o eylemi yapamıyoruz. Yoksa o eylemleri yapmasını gayet iyi biliriz” diye konuştu.
“Tahliye edilirse telafisi mümkün olmayan zarar doğacak”
Kurşunlu Külliyesi’nde yıllardır sürdürülen kültür ve sanat faaliyetlerinin tahliyeden etkilenebileceğini belirten Kurt, taşınmazın kısa sürede boşaltılmasının mümkün olmadığını söyledi. Belediyenin yaklaşık 400 sayfalık envanterinin bulunduğunu kaydeden Kurt, özellikle cam sanatları atölyesindeki ekipmanların taşınmasının teknik açıdan zaman gerektirdiğini anlattı.
Cam fırınlarının soğutulmasının yaklaşık bir hafta sürdüğünü, başka bir yerde yeniden çalıştırılabilmeleri için de aynı şekilde zamana ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Kurt, tahliye halinde kursların aksayacağını, çalışanların işlerini sürdüremeyeceğini dile getirdi.
Kurt, “İnsanlar kursa gidemeyecek, çalışanlar işini yapamayacak. Dolayısıyla karar uygulandığı takdirde telafisi mümkün olmayan bir zarar doğacak” dedi.
Mahkemenin yürütmeyi durdurma talebi hakkında daha sonra vereceği kararın tahliye gerçekleştikten sonra etkisiz kalabileceğini savunan Kurt, “Yarın saat 11.00’de burayı boşalttığınız takdirde, bir hafta sonra mahkeme ‘Yürütmeyi durdurdum’ dese ne yazar, demese ne yazar?” ifadelerini kullandı.
Külliye için 6 milyon 26 bin liralık harcama açıklaması
Kurt, Kurşunlu Külliyesi için 1 Ocak-30 Ekim 2026 tarihleri arasında yapılan harcamaları da meclis üyeleriyle paylaştı. Elektrik, doğal gaz, temizlik, güvenlik ve cam atölyesine ilişkin giderleri sıralayan Kurt, belediyenin yerleşkenin işletilmesi için önemli bir mali yük üstlendiğini söyledi.
Kurt’un açıkladığı gider kalemleri şöyle:
-
Elektrik tüketimi: 409 bin 523 lira 30 kuruş
-
Doğal gaz tüketimi: 443 bin 366 lira
-
Temizlik personeli maliyeti: 794 bin 873 lira
-
Güvenlik personeli maliyeti: 3 milyon 238 bin 286 lira
-
Cam atölyesi oksijen tesisatı ve diğer giderler: Yaklaşık 134 bin lira
Kurt, bu harcamaların toplamını 6 milyon 26 bin lira olarak açıkladı. Ayrıca külliyede görev yapan 18 kurs öğretmeni, teknisyen ve cam sanatçısının bulunduğunu belirterek bir çalışanın en düşük yıllık maliyetinin 958 bin 698 lira olduğunu söyledi. Bu hesapla 18 kişinin yıllık maliyetinin 17 milyon lirayı aştığını ifade etti.
“14 küçük işletme ve yüzlerce kursiyer var”
Külliyenin yalnızca müzelerden ibaret olmadığını vurgulayan Kurt, yerleşkede farklı alanlarda eğitim ve üretim faaliyetlerinin sürdüğünü belirtti. Yaklaşık 60 kişinin ahşap, 100 kişinin fotoğraf ve 20’den fazla kişinin cam atölyelerinde eğitim aldığını aktardı.
Külliyede 14 küçük işletmenin faaliyet gösterdiğini de söyleyen Kurt, burada çalışan esnafın geçimini bu işletmelerden sağladığını ifade etti. Tahliye sonrasında belediyenin altyapı ve organizasyon desteğinin ortadan kalkmasının işletmelerin faaliyetlerini olumsuz etkileyebileceğini savundu.
Kurt, “O küçük esnaf bizim yetkili olduğumuz dönemde ihale ile oraları kiraladığı için kira sözleşmeleri devam eder. Bu onların hakkıdır. Ama orada belediyenin gücü olmadığı takdirde, belediyenin bu altyapıyı düzenleme gücü olmadığı takdirde küçük esnafın iş yapma kapasitesi neredeyse sıfıra iner” diye konuştu.
Vakıflarla kira anlaşmazlığı ve mahkeme süreci
Kurt, Vakıflarla yaşanan anlaşmazlığın yalnızca tahliye işleminden ibaret olmadığını, kira sözleşmesinin uzatılması konusunda da hukuki süreç yürütüldüğünü anlattı.
Vakıflarla davalı olan kiracılara yönelik yasal düzenleme kapsamında belediye olarak başvuruda bulunduklarını belirten Kurt, iki ay içinde yapılan başvuruyla kira sözleşmesinin beş yıl uzatılmasını talep ettiklerini söyledi. Kurt, başvuruda yasanın öngördüğü şartları kabul ettiklerini bildirmelerine rağmen Vakıflar Bölge Müdürlüğünden süresi içinde yanıt alamadıklarını ifade etti.
Bu durumun hukukta zımni ret olarak değerlendirildiğini belirten Kurt, bunun üzerine dava açtıklarını kaydetti. Eskişehir 1. İdare Mahkemesindeki yargılamanın sürdüğünü hatırlatan Kurt, mahkemenin henüz yürütmeyi durdurma kararı vermediğini de sözlerine ekledi.
“Çifte standart uygulanıyor” iddiası
Konuşmasında 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 75’inci maddesine de değinen Kurt, tahliye sürecinde farklı kamu taşınmazlarına yönelik uygulamaların aynı olmadığını ileri sürdü.
Eskişehir İmam Hatip Mezunları Derneğinin kullandığı yer için Kaymakamlık tarafından tahliye kararı verildiğini söyleyen Kurt, aynı dönemde Hakimevi olarak kullanılan yer ve Çankaya’da Valiliğe ait bazı halı sahalarla ilgili başvurularda benzer kararların alınmadığını iddia etti.
Kurt, “Eskişehir İmam Hatip Mezunları Derneği için de Kaymakamlık tahliye kararı vermişti. Orada da biz talep ettik. Ama şimdi çifte standarda bakın. Eskişehir İmam Hatip Mezunları Derneği ile aynı gün başvurduğumuz, şu anda Hakimevi olan yer için Kaymakamlık karar vermedi, veremedi” dedi.
Bu örnekler üzerinden uygulamada çifte standart bulunduğunu savunan Kurt, tahliye işleminden önce mahkemenin kararının beklenmesini istedi.
“Külliye Odunpazarı Belediyesinde kalmalıdır”
Külliyenin boşaltılmasının Odunpazarı’nın kültür, sanat ve turizm yaşamını etkileyeceğini savunan Kurt, belediyenin geçmiş yıllarda gerçekleştirdiği çalışmaları anlattı. 2004 yılından bu yana kültür ve sanat hizmetleri için kullanılan alanda Uluslararası Cam Festivali’nin sürdürüldüğünü belirten Kurt, önceki dönemde iki kez düzenlenen festivali kendilerinin 10 kez daha gerçekleştirdiğini söyledi.
Cam Sanatları Müzesi’nde dünyada benzeri bulunmadığını belirttiği eserlerin yer aldığını ifade eden Kurt, bu birikimin korunması gerektiğini vurguladı. Külliyenin tahliyesi halinde üç müze, cam atölyesi ve fırını, festivaller, 18 çalışan ve küçük işletmelerin olumsuz etkileneceğini dile getirdi.
Odunpazarı Belediyesinin 2014 yılından bu yana yaklaşık 100 milyon lira kültür payı ödediğini, buna karşılık 2,5 milyon lira alabildiğini de öne süren Kurt, belediyenin restorasyon ve kültür yatırımlarına ilişkin örnekler verdi. Atatürk Lisesi’nde müze oluşturduklarını, Yeşil Efendi Konağı’nı ve başka tarihi yapıları kültür-sanat faaliyetlerine kazandırdıklarını anlattı.
Mehmet Kepez’in açıklamalarına da yanıt veren Kurt, belediyenin tarihi yapıları ticari amaçlarla değil kamu hizmeti için değerlendirdiğini savundu. Konuşmasının sonunda Kurşunlu Külliyesi’nin belediyede kalması gerektiğini yineleyen Kurt, “Külliye Odunpazarı Belediyesinde kalmalıdır” dedi.
Fon tartışmasını da gündeme getirdi
Kazım Kurt, konuşmasının başında yatırım fonlarında yaşanan tartışmalara da değindi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Kasım 2025’te bazı fonlarda manipülasyon yapıldığını bildiklerine ve bu alanda düzenleme ihtiyacı bulunduğuna ilişkin açıklamasını hatırlattı.
Aradan bir yıl geçmesine rağmen gerekli önlemlerin alınmadığını savunan Kurt, yatırımcıların zarar gördüğünü ileri sürdü. Fonlarda yaşananların bilinmesine rağmen müdahale edilmediğini iddia eden Kurt, sorumluların hesap vermesi gerektiğini söyledi.
Kurt, bazı şüphelilerin ifadelerine ve tutuklama süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak adli süreçlerde çifte standart uygulandığını da öne sürdü. Konuşmasının devamında CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkındaki yargı süreçlerine değinen Kurt, hukuk ve adaletin herkes için gerekli olduğunu ifade etti.
Kurt, açıklamasını bir kez daha Kurşunlu Külliyesi’nin Odunpazarı Belediyesinde kalması gerektiğini belirterek tamamladı.




