Türkiye’de işçi–işveren ilişkilerinde yeni bir tartışma gündeme geldi. Mahmut Şahin, özellikle işten çıkarılan ya da ayrılan işçilerin haklarını doğrudan etkileyen tehiri icra uygulamasının ciddi mağduriyetler oluşturduğunu açıkladı.
Mahkemeyi kazanıyor ama parasını alamıyor
Şahin’in verdiği bilgilere göre, işçiler iş mahkemelerinde çoğunlukla davaları kazanmasına rağmen süreç burada bitmiyor. İşverenler:
- Üst mahkemeye başvuruyor
- Teminat yatırarak ödemeyi erteliyor
- İşçinin alacağını yıllarca geciktiriyor
Bu süreçte işçi, kazandığı davaya rağmen parasına ulaşamıyor.
“İşveren parayı kullanıyor, işçi mağdur oluyor”
Mahmut Şahin, işverenlerin bu sistemi finansal avantaj için kullandığını vurguladı:
- İşçiye ödenmesi gereken tazminatlar yıllarca bekletiliyor
- Bu süreçte işveren parayı işletiyor
- Yasal faiz, elde edilen kazancın çok altında kalıyor
Şahin’e göre, örnek olarak 100 bin TL alacak yıllar içinde katlanarak işveren için kazanca dönüşürken, işçi parasını geç ve değer kaybıyla alıyor.
2-3 yıl bekleme süresi
Tehiri icra sonrası dosyaların üst mahkemelerde bekleme süresi genellikle:
- 2 ila 3 yıl (hatta daha uzun)
Bu süreçte işçi:
- Geçimini sağlamakta zorlanıyor
- Yeni iş bulmakta sıkıntı yaşayabiliyor
- Ekonomik olarak ciddi baskı altına giriyor
“Yasal hak ama suistimal ediliyor”
Şahin, tehiri icranın hukuki bir hak olduğunu ancak uygulamada ciddi şekilde kötüye kullanıldığını belirterek şu çağrıyı yaptı:
“Bu sistem işçi aleyhine işliyor. Acilen yeniden düzenlenmeli.”
Ne değişmeli?
Uzmanlara göre çözüm için:
- Tehiri icrada süre sınırı getirilmeli
- İşçi alacakları için özel koruma mekanizması kurulmalı
- Faiz oranları güncellenmeli
Bu ne anlama geliyor?
Bu tartışma, Türkiye’de:
- İşçi hakları
- Hukuk sistemi
- İşveren uygulamaları
arasındaki dengeyi yeniden gündeme taşıyor.
Tehiri icra, kağıt üzerinde hukuki bir güvence olsa da uygulamada işçinin aleyhine işleyen bir sisteme dönüşmüş durumda. Yapılacak olası düzenlemeler, milyonlarca çalışanı doğrudan etkileyebilir.



