17 Ağustos 1999’da saat 03.02’de Kocaeli’nin Gölcük ilçesi merkezli meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki deprem, 45 saniye boyunca sürdü. Türkiye’nin birçok kentinde hissedilen depremde resmi verilere göre 17 bin 480 kişi hayatını kaybetti, 23 bin 781 kişi yaralandı.

Eskişehir’de ise deprem nedeniyle yıkılan tek bina Tarhan Apartmanı oldu. Tepebaşı ilçesi Merkez Yeni Mahallesi Sivrihisar-1 Caddesi üzerinde bulunan 8 katlı apartmanın yıkılması sonucu 33 kişi yaşamını yitirdi.

20 saat enkaz altında yaşam mücadelesi verdi

O dönem 16 yaşında olan Meral Şurabatır, Tarhan Apartmanı’nın 4’üncü katında bulunuyordu. Deprem sırasında teyzesi ve ağabeyiyle aynı evde olan Şurabatır, binanın yıkılmasıyla enkaz altında kaldı.

Yaklaşık 20 saat boyunca kurtarılmayı bekleyen Şurabatır, yaşadığı o anları yıllar geçmesine rağmen unutamadığını söyledi.

“17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’ni Eskişehir’de yaşadım. Eskişehir’de yıkılan tek binadaydım. Oraya misafir olarak gitmiştim. Enkazda kaldığım 20 saatlik yaşam mücadelesini kazandım ve şu an buradayım. Aradan 27 yıl geçti ama hâlâ ilk günkü gibi acısı çok taze” diyen Şurabatır, depremde ağabeyini ve teyzesini kaybettiğini anlattı.

“Bize kimse yardım edemez”

Deprem sırasında ne olduğunu ilk anda anlayamadığını belirten Şurabatır, enkaz altında yaşadığı korku dolu saatleri şöyle anlattı:

ERİAD Başkanı Şentuna: “Bizim Tarafımız Eskişehir, Sadece Çözüm İstiyoruz”
ERİAD Başkanı Şentuna: “Bizim Tarafımız Eskişehir, Sadece Çözüm İstiyoruz”
İçeriği Görüntüle

“Deprem zamanı 16 yaşındaydım ve hayatımda hiç deprem yaşamamıştım. Deprem olduğunda ne olduğunu anlamadım. Teyzem yanımdaydı. Deprem olduğunu ve binamızın yıkıldığını bana teyzem söyledi. ‘Meral bağırma, deprem oldu ve binamız yıkıldı, enkaz altındayız, bize kimse yardım edemez’ dedi.”

Enkaz altında ilk saatlerde çevreden yardım çığlıkları ve bebek ağlama sesleri duyduğunu anlatan Şurabatır, zaman ilerledikçe seslerin azaldığını söyledi.

“20 saat bana 20 yıl gibi geçti” diyen Şurabatır, enkaz altında zaman kavramını kaybettiğini belirterek, “Her yer kapkaranlık. Hava yok, oksijen yok, nefes alamıyoruz. Üzerimizde kolonlar var, hareket edemiyoruz. 20 saat bu şekilde kurtarılmayı bekledim” ifadelerini kullandı.

Elini tutan görevliyi unutmadı

Şurabatır, kurtarılma anını ise hayatının en unutulmaz anlarından biri olarak anlattı.

Enkaz altında kepçe sesini duyduğunu belirten Şurabatır, daha sonra dönemin sivil savunma ekibinde görev yapan Bayram isimli görevlinin kendisine ulaştığını söyledi.

“Ben elimi çıkarmıştım ve o elimi tuttu. Zaten o elimi tuttuktan sonra dedim ki, ‘Evet, buraya kadar bitti, kurtuldum, yaşayacağım.’”

Şurabatır enkazdan sağ çıkarılırken, teyzesi ambulans içerisinde hayatını kaybetti. Ağabeyinin ise deprem sırasında yaşamını yitirdiği öğrenildi.

“Tarhan Apartmanı anıt olarak kalsın isterdik”

Depremden sonraki yıllarda ailesiyle birlikte her 17 Ağustos’ta Tarhan Apartmanı’nın bulunduğu yere gittiklerini anlatan Şurabatır, yıkılan binanın bulunduğu alanın anıt olarak korunmasını istediklerini söyledi.

“Biz ilk seneler her 17 Ağustos’ta oraya ailemle birlikte fotoğraflarla, mumlarla anmaya gidiyorduk. Yakınlarını kaybedenler gece 03.00’te orada toplanırdı. Burası bir anıt olarak kalsın isterdik” diyen Şurabatır, bugün aynı yerden geçmekte zorlandığını belirtti.

Tarhan Apartmanı’nın yıkıldığı alan, depremden sonraki yıllarda bir süre anma noktası olarak kullanıldı. Ancak aradan geçen yılların ardından binanın yerine yeni bir apartman inşa edildi.

Şurabatır, “O caddeden hâlâ geçemem. Mecbur kaldığım sürece de o tarafa zaten hiç bakamam” sözleriyle yaşadığı travmanın izlerinin hâlâ devam ettiğini ifade etti.

“Ortalık çok kötüydü, her yer toz dumandı”

Tarhan Apartmanı faciasına tanıklık eden çevre esnafından Cemil Ün de deprem gecesini unutamadığını söyledi.

Yaklaşık 50 yıldır Sivrihisar Caddesi’nde fotoğrafçılık yaptığını belirten Ün, deprem sırasında bölgede olduğunu ifade ederek, “İlk gelenlerdenim. Ortalık çok kötüydü, her yer toz duman olmuştu. Yapacak bir şey yoktu, çok üzüldük” dedi.

Aradan 27 yıl geçmesine rağmen Tarhan Apartmanı’nın yıkıldığı gece, Eskişehir’de deprem denildiğinde akla gelen en acı olaylardan biri olarak hafızalardaki yerini koruyor. Meral Şurabatır’ın enkaz altında geçirdiği 20 saat ise 17 Ağustos’un Eskişehir’de bıraktığı derin yaranın simge hikâyelerinden biri olmaya devam ediyor.