Eğitim-Bir-Sen, 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nın (YKS) ilk ve ek yerleştirme sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde, üniversitelerde kontenjan planlamasının yeniden ele alınması gerektiğini bildirdi. Sendikaya göre ilk yerleştirmede devlet üniversitelerinde büyük ölçüde doluluk sağlanmasına rağmen 30 binden fazla aday kayıt yaptırmadı.

TEI’den Mahmudiye’de 800’ü aşkın öğrenciye eğitim desteği
TEI’den Mahmudiye’de 800’ü aşkın öğrenciye eğitim desteği
İçeriği Görüntüle

Eğitim-Bir-Sen tarafından yapılan değerlendirmede, 2026 YKS'ye yaklaşık 2 milyon 426 bin adayın başvurduğu belirtildi. Devlet üniversitelerindeki örgün programların kontenjanlarının yaklaşık yüzde 99'unun dolduğu, örgün lisans programlarında ise 2 bin 255 kontenjanın boş kaldığı ifade edildi.

Sendika, ilk yerleştirme sonrasında kayıt yaptırmayan adaylar nedeniyle devlet üniversitelerinde yeniden önemli miktarda kontenjan oluştuğuna dikkat çekti. Açık öğretim hariç devlet üniversitelerinde ek yerleştirmeye yaklaşık 22 bin 500 ön lisans ve 10 bin lisans kontenjanı ayrıldığı bildirildi.

Vakıf yükseköğretim kurumlarında ise genel kontenjanların yaklaşık yüzde 80'inin dolduğu ve ilk yerleştirme sonrasında 35 bin 706 kontenjanın boş kaldığı belirtildi. 17 Eylül'de açıklanan ek yerleştirme kontenjanlarıyla birlikte ön lisans ve lisans düzeyinde toplam kontenjan sayısının yaklaşık 110 bine ulaştığı kaydedildi.

Eğitim-Bir-Sen, devlet üniversitelerindeki kontenjanların son üç yılda önemli ölçüde azaldığına da dikkat çekti. Açık öğretim programları hariç devlet üniversitelerindeki kontenjan sayısının 2023'e göre yaklaşık 264 bin azalarak 730 bin seviyesine gerilediği ve toplam kontenjanlarda yaklaşık yüzde 36 düşüş yaşandığı ifade edildi.

Değerlendirmede, ikinci öğretim programlarının 2024'ten itibaren kapatılması, ilk yerleştirmede dolmasına rağmen kayıt yaptırılmayan kontenjanlar ve bazı programların mezuniyet sonrasında istihdamla bağının zayıflaması, kontenjanlardaki azalmanın nedenleri arasında gösterildi.

Sendika, kontenjan sayısının azaltılmasının tek başına yükseköğretimde arz ve talep dengesinin sağlandığı anlamına gelmediğini belirtti. Eğitim-Bir-Sen'e göre yerleşen adayların ne kadarının kayıt yaptırdığı ve hangi programlarda kayıt davranışının zayıf kaldığı da dikkate alınmalı.

Kontenjan planlamasında iş gücü piyasasının ihtiyaçları, öğrencilerin tercih eğilimleri ve üniversitelerin akademik ve fiziki imkanlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savunan sendika, öğretim elemanı sayısı, derslik ve laboratuvar kapasitesi ile ulaşım, barınma ve beslenme koşullarının da planlamaya dahil edilmesi gerektiğini bildirdi.

Eğitim-Bir-Sen, mezuniyet sonrasında istihdam imkanları zayıflayan veya ihtiyaçtan fazla mezun veren programların kontenjanlarının aynı şekilde sürdürülmesinin öğrenciler, üniversiteler ve kamu kaynaklarının kullanımı açısından sorun oluşturabileceğini ifade etti.

Sendika, 2026 YKS'nin yükseköğretimde yalnızca doluluk oranlarının değil, öğrencilerin gerçek tercihleri, kayıt davranışları, programların istihdam kapasitesi, bölgesel ihtiyaçlar ve üniversitelerin imkanlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyduğunu belirtti.